Necip Cengil

Necip Cengil

necip.cengil@hotmail.com

Herşey Çok Güzel Bakın Bahar Gelmiş

Evet, bahar geldi. Çiçekler açtı. Her ne kadar soğuk kaysı çiçeklerini belirsiz bir yolculuğa çıkardıysa da işler iyi. Herkesin yüzü gülüyor. Alan memnun, veren memnun… Halk iradesi dikkate alınıyor. Masa başlarında, millet iradesine rağmen kararlar verilmiyor. Millet adına yola çıkanlar, ülke ve millet için çalışıyor. Müthiş bir değer birikimi ve değerler hassasiyeti var.

Kısaca işler rayın gidiyor. Tren raydan çıkacak gibi görünmüyor. Makinist kafasına göre istasyon seçmiyor. Aslında tam bir irade-i millet ve muhasebe-i asrı saadet günlerindeyiz. Ehil olan aranıyor. Milletin parasını beceriksizce heba edenlere kapı gösteriliyor, baş tacı edilmiyor.

Bu güzel bahar senfonisini adamın birine soruyorsunuz “ben memnunum kardaş , eskiden kimse bize sormazdı, şimdi en azından soruyorlar, söylediklerimizi dikkate almasalar da soruyorlar. Bakarsın bir gün gelir dikkate de alırlar” diyor. Öteki “o gün geldiğinde, sen hayatta ve hala görüşü sorulan olacak mısın” diye itiraz ediyor.

Bir başkası “hep böyle oluyor zaten” diye iç geçiriyor. Ve “hiç değilse soruyorlar, adam yerine koyuyorlar ve vatandaşı adam yerine koymanın adıdır demokrasi, neticede görüşü önemsiz ve etkisiz olsa da boşver” diyor.

Bir diğeri “bakın bahar geldi, her ne kadar sokaklar kel kalmış olsa da, biz baharın geldiğini biliyoruz. En azından tanklar balans ayarı yapmıyor. Birileri çıkıp “cumhuriyeti kurduğumuzda on milyonduk” diyerek millete gözdağı vermiyor” diye iç geçiriyor.

Bir diğeri “başbakanımız Fransa’da nasıl konuştu gördün mü” diye ekliyor. Ve beriden bir diğeri atlıyor “dışişleri bakanımız Çek Cumhuriyeti dış işleri bakanına özür diletmiş, bunlar eskiden bizim için hayaldi” diye dalıyor.

İşler yolunda gidiyor yani… Bu bahar çiçekleri çoğalırken, kalabalıktan biri “falanın oğluyla, filanın oğlu holdingleşmiş, milletin parası değil mi, bütün bu saydığınız güzel işler bu çirkin işleri de örtmemeli” diye atılıyor. Başı önünde duran bir başkası, bu söz üzerine ayağa kalkıyor “bal tutan parmağını yalar kardeşim” diye çıkışıyor.

Ve dalıyorum… Bal tutan parmağını yalar mı? Yalarsa bal sahibinden izin alarak mı yalar, sahibini hiçe sayarak mı yalar veya “sen de kimsin, ben falanın oğluyum, parmağımı yalamak için sana mı soracağım” diye mi yalar? Sonra bu söz aslında ne anlatmak istiyor ve nasıl anlaşılıyor?

Bir diğeri ta ciğerden konuşuyor: Şöyle diyesim geliyor, diyemiyorum. Bu kadar, doğru işler yanlış işlerin örtüsüdür, o kadar da olsun diyen varken, kafam kırılır diye korkuyorum. “Korkma” diyor bir diğeri “doğru neyse söyleyelim, kardeşlik vazifemizi yerine getirelim” diye tamamlıyor sözlerini.

Yine dalıyorum, oturduğum yerden çayımdan bir yudum almak için elimi uzatırken, kalbim bana konuşuyor: Kardeşlik görevi… Hani diyor ya Peygamber “mazlumda olsa zalimde, kardeşine yardım et” diye… Mazlumu zulümden kurtar, zalimleşen veya zulme meyleden kardeşini de zulme düşmekten koru! İyi de “bal tutan parmağını yalar” diyecek kadar, doğru işlerin yanlış işlere örtü olmasını kabullenenlerin arasında bu kardeşlik görevini nasıl yapacağız.

Ben bunları düşünürken, bir ses, yanlışları dile getirmek ve tedavi etmek gerekir diyen kişiye “ne yani senin hiç mi yanlışın yok, sütten çıkan ak kaşık mısın, hem bak falan kanaat önderi de susuyor, hatta alkışlıyor yapılanları, sen kimsin de “yanlışlar var, yanlışlara karşı kardeşlik görevimizi unutmamalıyız” diyorsun, senin ilmin onun yanında ne ki…” diye sesinin son perdesini kullanıyor.

Bahar gelmiş belli diyorum. Kaysıya don vurmuş gibi, hangi derecede belli değil ama olsun, tıpkı öylesine hangi sözün ne kadar soğukluk veya yakıcılık getirdiği belli olmuyor.

Günler geçiyor, o dinlediklerimin üzerinden… Birileri “gördün mü birlik mesajı verilmiş” diye sesleniyor. “Neyin birliği” diye düşünüyorum. “Milletin iradesine sahip çıkma birliği mi? Kirlenenleri hep birlikte temizleme birliği mi? Millete değil kendisine çalışanları düzeltme birliği mi? Milletin parasını yalan yanlış projelerde heba edenlere hesap sorma birliği mi?” diyecek oluyorum. “Boş ver” diyor bir ses, onlar hep birlik mesajları verirler. Ama o birliklerden hangi oranda “iyilikte yarış” sonucu çıkar bilinmez. Bir diğeri şöyle uyarıyor “sen der sen dinlersin, öyle ki, içlerinden biri “sen hala şu kafada mısın, bırak o kafayı” diye seni alaya alır,” iyisi mi, sen baharı yaz, çiçekleri yaz, kuşların cıvıltılarını yaz…

Ben de öyle yapıyorum.  Şair Behramoğlu’nun dizelerini mırıldanıyorum:

Bu sabah mutluluğa aç pencereni
Bir güzel arın dünkü kederinden
Bahar geldi bahar geldi güneşin doğduğu yerden
Çocuğum uzat ellerini

Çocuğum uzatacak ellerini fakat ben o kirlenmemiş ellere hangi kirleri bulaştıracağımı bilemiyorum.

necip.cengil@hotmail.com

Yorum Yaz

Doğrulama Kodu
Yorumlar
Son Yazıları Tüm Yazıları

Malatya Platformu

Malatya Hava Durumu

malatya hava durumu malatya hava durumu

Site İstatistikleri [05.07.2017'den beri]

Çevrimiçi Ziyaretçi : 6
Bugün : 760
Bu Ay : 6661
Toplam : 6661

Son Eklenen Firmalar

Büyük Otel

FİRMA DETAYI

Hayat Hastanesi

FİRMA DETAYI

Park Hospital

FİRMA DETAYI

Çapa Tarım

FİRMA DETAYI

Çınar Koleji

FİRMA DETAYI

Lojman Taksi

FİRMA DETAYI
Haber Scripti: KayısıNet - Malatya Web Tasarım | Hosting Yer Sağlayıcı: MiTelekom