Şevket Başıbüyük

Şevket Başıbüyük

sbasibuyuk@hotmail.com

Masal denilince

Masal dedim de; çocukluğumda dinlediğim ve en çok etkilendiğim bir masal vardı. Bu masal öyle sıradan bir masal değildi. Şimdi hatırlatsam, ‘haa bu masalı ben de dinlemiştim bir yerlerde’ diyerek mutlaka hatırlayacaksınız. Zira bu masal, biraz da bizim insanların iç âlemini yansıyor. Kaldı ki her ülkenin masal, roman, hikâye ve şiir gibi eserleri o ülkenin belli başlı karakteristik özelliklerini yansıtır.

Şimdi sizin de tahmin ettiğini gibi bu masal tüm çocukların (eğer dinlemişlerse) hayal dünyasını süsleyen “Uçan Halı” masalı idi… 

Bir de “Bereketli Sofra” ile “Sırlı Takke” vardı. Sizler belki bu ikincisini duymamışsınızdır ama birincisini/Uçan Halı’yı mutlaka dinlemiş ve etkilenmişsinizdir…

Büyüklerimiz bizlere Uçan Halı’yı anlatırken ilginç bir hâl alırdı bizden. Önce derin bir sükût çöker ve gözler masal anlatıcının üzerinde odaklanarak nefesimizi tutarak dinlemeye koyulurduk… 

Anlatıcı öyle hemen girmezdi konuya, sükse yaparak, dinleyip dinlemediğimizi kontrol etmek için bakışların uzun uzun üzerimizde ayırmazdı. Ama biz dinleyiciler/çocuklar yine de usanmadan bıkmadan, anlatıcının tüm bu kaprislerine katlanarak/katlanmak zorunda kalarak ağzında çıkacak gizemli sözleri beklerdik.

Zira masal anlatıcının ağzında sözler paha biçilmez bir anlam kazanırdı. Çıkacak her kelime yerli yerinde kullanıldığı için her kelimenin kendine özgün bir kıymeti har biyesi vardı.

Öyle ki, masal anlatıcısı gözden kaybolur geride sesi kalır kulaklarımızda.

Bizlerse; masalın o sihirli dünyasından kaybolur giderdik…

Diğer çocukları bilmiyorum ama benim çok hoşuma gidiyordu bu uçan halı ile “bereketli sofra” ve “sihirli takke”

Sanırım bu masalı hayal dünyasından kurtarıp seslendirerek insanlarla paylaşanlar da aynı amacı gütmüşlerdir…  

Zira bir insan bu üç şeye sahip olduktan sonra başka ne ihtiyacı kalır ki?

Uçan halı, bereketli sofra ve sihirli takke…
Uçan halı ile dünyayı karış karış gezmek ve görmek…
Bereketli sofra ile istediğin yiyecekleri yemek.

Sihirli takkenin özelliği ise başına taktığın zaman kimseler görmezdi seni…

Ben o masalı dinlediğim zaman önce takkemi takar, kendimi kamufle ederdim, daha doğrusu kimseciklere görünmez olurdum. Sonra da bereketli soframı belime dolar, (masal anlatıcının söylediklerine göre o ‘bereketli sofra’ dedikleri şey bir çeşit sofra bezi idi ve onu açtığın zaman, içinden geçen her şeyi, canının çektiği her taam gelir önünden yemeye hazır bulunurdu.)  sofrayı (masal anlatıcının yalancısıyım…) o sofra bir kuşak veya korse gibi bir şeydi ve belime takarak kullanırdım.

Geriye bir tek uçan halı kalırdı.
Uçan halı ki, yağmur rüzgârı gibi bir şeydi.
Yıldırım hızı ile gidermiş/gidiyormuş.
Binenin emrindeymiş…
Ve ben de öyle yapardım.

Atlardım uçan halının üstüne, o ülke senin bu ülke benim karış karış gezerdim dünyayı…

Doğrusu ben bunu çocukluğumda masal dinlerken hayalen yapardım ama şimdiki insanlar bunu uçaklara binerek yapıyorlar…

Benim çocukluğum böyleydi, ya siz?

Sizler de hiç bindiniz mi uçan halılara? 

Yorum Yaz

Doğrulama Kodu
Yorumlar
Son Yazıları Tüm Yazıları

Malatya Platformu

Malatya Hava Durumu

malatya hava durumu malatya hava durumu

Site İstatistikleri [05.07.2017'den beri]

Çevrimiçi Ziyaretçi : 1
Bugün : 1
Bu Ay : 1
Toplam : 1

Son Eklenen Firmalar

Büyük Otel

FİRMA DETAYI

Hayat Hastanesi

FİRMA DETAYI

Park Hospital

FİRMA DETAYI

Çapa Tarım

FİRMA DETAYI

Çınar Koleji

FİRMA DETAYI

Lojman Taksi

FİRMA DETAYI
Haber Scripti: KayısıNet - Malatya Web Tasarım | Hosting Yer Sağlayıcı: MiTelekom