Dr. Mehmet Akif Şahin

Dr. Mehmet Akif Şahin

makifsahin@hotmail.com

Batanları Sevmem


Önce karanlık gelir, ışığın gölgesini süpürür, körpe bir dimağın esrarını bozar, unutulmuş bir zamanın ertelenmiş bir diliminde bütün isyanları körükler. bir mağarada bir çocuğu bulur. Sonra çocuğun uykularının içine sızar. Rüyalarını kırbaçlar, İçine acı kök tadı atar. Çocuk büyülenmiştir. Büyü çok eski bir inanışın değil, eski çağ Meleklerinin insanlığa sunduğu bir ilmi ledün tılsımıdır Çocuk kim olduğunu unutmuştur. Nereden nasıl geldiğini ve nereye gideceğini kimi aradığını unutur. Masum olup olmadığı anlamadan uyanması gerekir. Ya da nasıl bir suç işleyebileceğini hesap etmeden uyanması ve yol alması karanlığa soru sorması gerekir. Çocuğun kime nasıl soru sorması gerektiğini ilham edeni arar? Neden masumların sakladığı sırları insanlık merak eder?

Yeryüzü günahlarını ilk kim işlemiştir? Bu dünya insanlık için bir geçiş dönemimidir? İnsanlar karanlığı ve onun sakladıklarını hesaba almazlar. Çocuk yalnız kalır ve düşünür, karanlığa cevap alamayacağı soruları sorar, cevapları karanlık daha karartmaya uğraşır. Karanlık daha çok zifiri karanlık olur. Çocuk usanmaz karanlığın üstüne yürür, gecenin ayazını yırtarcasına koşturur. Aslında çocuktur ama erken büyümüştür.  

Sırılsıklam bir gecenin içinde karanlığı bir köşede sıkıştırmışken bir umut ışığı doğar. O bir yıldızdır. Kuzey yıldızı doğar, çocuk büyümeden ışığı bulmuştur, karanlık gevşemiştir, karanlıktan kurtulmuştur, yıldıza seslenir, kuzey yıldızı suskun bir süs gibi çocuğun sesine kulak asmaz, yoluna akar. Ardı sıra yıldızlar doğar, çocuğu umursamazlar, çocuk yırtınır dövünür. Umut eder, yıldızlar gökyüzünü kapladıkça çocuk sorularına soru ekler ve daha fazla umutlanır. Çocuğun umudunun üstüne ay doğar. Ay aşkın habercisidir, duyguları değişir, karanlığın koynunda saklanan firari öykülerin temasını hatırlar, ruhunu sevinç ve hüzün aynı zamanda kuşatır, ayın mehtabı sorgulanmadan aşkın tılsımı çözülmezmiş diye fısıldar burçların efendisi. Yıldızlar sönükleşir, gökyüzüne dizilip yol gösteren çoğalan yıldızlar susarak ezilir, ufalanır, kaybolur, çocuk ben kaybolanları sevmem diye ağlamaya başlar.

 Daha sonra karanlık çocuğun gözyaşlarıyla silinmeye yok olmaya doğru gider. Çocuk bütün yıldızlarını kaybetmiştir. Elinde sadece bir dolunay ve tanımlayamadığı duygular yumağıyla insanlığa hediye olan aşk kalmıştır. Sonra umut ettiği dayandığı aşkına ilham bulduğu dolunay sönükleşir kaybolmaya başlar, karanlık kaçıyor çocuk umutlanıyor elindeki aşkın tılsımı olan ay tükeniyor çocuğun umutları azalıyor. Çocuk yine ağlamaya-haykırmaya başlıyor ben batanları sevmem diye. Tam o sırada çocuğun dünyasına, insanlığın dünyasına güneş doğuyor.

 Karanlık suçluların efendisini koynuna saklamış sırların perdesine bürünüyor. Karanlık gece gibi ışığın karşısında gevşiyor, Karanlık göklerin ötesine çekiliyor, yerin en altına akıyor, suçlar ve günahlar karanlığı perdeliyor, karanlık suçların ve günahların içine saklanıyor. Suçlar ve günahlar karanlıkla birlikte insanların içine saklanıyor. Yepyeni bir gün doğuyor, çocuk gözyaşlarıyla çapaklanan yüzünü güneşin ilk ışıklarıyla temizliyor, ağladıkça güneşin aydınlığı artıyor, ay aşkın tılsımını güneşin ışığına borç veriyor.

 Çocuk karanlığa karşı zafer umuduyla ayın ihanetini unutuyor, oyuncaklar gibi yıldızların firarını unutmak istercesine ağlıyor ve sabrediyor ışığını kaybeden dolunayın ve aşkın intikamını erteliyor. Ben terk edenleri ve ihanet edenleri sevmem diye şarkılar marşlar besteliyor. Ne karanlığı ne karanlığın gizlediklerini unutuyor. Hırsa ait öfkeye ait duyguları büsbütün karanlığın içine gömüyor. Gerinerek dağları derdest ediyor. Güneşin ışıklarına tutunmaya çalışıyor. Onun zekâsıyla beslenmek, tohumuyla çoğalmak, aşkın acısına deva bulmak umudunu taşıyor. Dağa taşa koşturuyor. Asırların zaman aşımını öğreniyor. Uyumadan rüya görüyor, rüyanın içinde rüya görüyor. Rüyada bir hayatın varlığını görüyor. Sonra hayatın içinde başka hayatların varlığını fark ediyor, zaman için zamanı tutuklayınca; Çağlar ötesine zaman diliminde kaymaya başlıyor. Ancak çocuk bu duyguların etkisiyle oyalanırken güneş kızarıp dökülmeye başlıyor, buruşuyor, ufalanıyor, kızıl bir gökyüzüne endişenin kaygının ve telaşın resmi çiziliyor, çocuğun korkuları yeniden beliriyor, çocuk güneşin arkasında koşturuyor en yüksek dağa en engin denize kadar güneşi kovalıyor. Güneş diğerleri gibi eriyor.

Yine karanlık her yeri kaplamış, insanların içinde biriken kötülük yeryüzüne dağılmaya başlamıştır. Günahların ve suçların kapıları açılıyor, karanlığa af çıkmış, haset kibir riya serbestleşmiş. Yalan kurumlaşmış. Sevginin iyiliğin ve umudun etrafı kuşatılmış, merhametin kapıları kırılmış. Aşkın asaleti ezilmiş, vefa yorulmuş. İnsanlığın içinde bir fırtına kopmaya başlıyor, bu fırtına çocuğun yüreğini ısıtmaya başlıyor.

 Çocuk oturup bir deniz kenarına ağlamaya başlıyor, bir dağın eteğinde ya da bir mağaraya çekilip düşünmeye koyuluyor, yıldızın dolunayın ve güneşin sırrını çözmek için uzun zaman bekliyor, sonra karanlığın hoyratlığını sinsiliğini anlamaya başlıyor, yıldızların ayın ve güneşin sahibini duyuyor ve gecenin gevşekliğini anlıyor, asırlar boyu bu hikâye anlatılıyor.

 Ben batanları sevmem diyenler zamanın her diliminde var olacaktır. Bu duygular ısınan siyasetin içinde garip bir duygudur. Seçmene bir dönem yıldız gibi ay gibi ve güneş gibi aday olanlar yavaş yavaş batıyorlar. Yerine yeni ışıklar beliriyor.ışığın sahibini arayanlar doğup batanlara aldırmazlar.  

Yorum Yaz

Doğrulama Kodu
Yorumlar
Son Yazıları Tüm Yazıları

Malatya Platformu

Malatya Hava Durumu

malatya hava durumu malatya hava durumu

Site İstatistikleri [05.07.2017'den beri]

Çevrimiçi Ziyaretçi : 6
Bugün : 310
Bu Ay : 17217
Toplam : 26475

Son Eklenen Firmalar

Büyük Otel

FİRMA DETAYI

Hayat Hastanesi

FİRMA DETAYI

Park Hospital

FİRMA DETAYI

Çapa Tarım

FİRMA DETAYI

Çınar Koleji

FİRMA DETAYI

Lojman Taksi

FİRMA DETAYI
Haber Scripti: KayısıNet - Malatya Web Tasarım | Hosting Yer Sağlayıcı: MiTelekom