Necmettin Evci

Necmettin Evci

necmevci@yahoo.com.tr

Biz Niye Korkmuyoruz?


 Biz korkmuyoruz.
Niye korkmuyoruz?

Memleket ve millet aleyhine, gizli açık bir çalışma içinde olmadık. Hayırsızlıkla, fitne fesatla, şerle işimiz olmadı. Ergenekon kapsamında yapılan soruşturmalarda kimi bürokrat veya gazeteci tutuklanıyor. Yalçın Küçük, Soner Yalçın bunlardan sadece ikisi. Şimdi bazıları ayağa kalktı. Efendim memlekette gazetecilik ve yazarlık baskı altındaymış. Onlar iyi insanlarmış ve nasıl suç işlerlermiş. Savcılar ve emniyet güçleri onları gözaltına almak ve tutuklamakla yanlış yapmışlar. Türkiye polis devleti oluyormuş!.. 

Yalçın Küçük’ün PKK kongresinde, doğrudan Türkiye Cumhuriyetini hedef alan konuşmalarını, silahlı militanların eğitildiği kamplarda Apo ile nasıl dostane pozlar verdiklerini herkes biliyor. Bekaa vadisinde Öcalan’la samimi pozlar verenlerden biri de ulusalcı komünist Doğu Perinçek’ti. Şimdi iyi adam oldular. Bunların samimi bir düşünceleri olmadı. Bu güruh hep kaypaklıkların, komploların adamlarından oluştu. İdeolojik hâkimiyetlerinin çok önemli aracı olan propaganda, bugüne kadar her şeyi meşru kılıyordu nasıl olsa. Şimdi ‘Oda Tv’de yapılan aramalarda çok ilginç belge ve bilgilerin bulunduğu söyleniyor. 

Savcı Öz, gazete ve televizyonlarda sürdürülen maksatlı gürültüden sonra açıklama yapmak zorunda kaldı. Bu kişilerin sanıldığının tersine gazetecilik faaliyetlerinden dolayı tutuklanmadıklarını ifade etti. Yani? Yani kendilerini ne yaparlarsa yapsınlar seçkin ve dokunulmaz görenlerin saltanatları bitiyor. Referandumdan sonra kimsenin suç işleme ayrıcalığı yoktur, olmayacak. Onlar için zor olan, zorlarına giden millete karşı suç işleme ayrıcalıklarının ellerinden alınmış olmalarıdır. Ne yaparlarsa yapsınlar peşinen desteklenen, şımartılan, her halükârda haklı görülen korunmalı pozisyonlarını yitirmenin sıkıntısını yaşıyorlar. Herkes gibi, hukukun normal alanında var olmanın zorluğu. Onlar da herkesin hukuk karşısında sınırlı, sorumlu oldukları gibi, sorumlu vatandaşlar olacaklar. Biraz zor olacak belki ama onlar da buna yani Türkiye’nin normalleşmesine alışacaklar. Hepsi bu. Yoksa kimse düşüncesinden dolayı taciz ediliyor, haksızlığa uğruyor değildir. 

Aslına bakarsanız düşünce ve inançlarından dolayı insanlara zulmetmeyi onlardan başkası bilmez. 60’dan 28 Şubat’a kadar düşüncelerinden dolayı, sonu ölüme, öldürmeye kadar giden zulümleri hep bu Ergenekon zihniyeti yapmıştır. Kaldı ki, vaktiyle mesela 28 Şubatta gazeteciler fişlenir, ölümle tehdit edilirken, bugün bu tutuklamalar karşısında basın özgürlüğünü savunan kişilerin kılları kıpırdamıyordu. Tersine darbecilerin akıl daneliğini yapıyorlardı. Cengiz Çandar, Nazlı Ilıcak, Hasan Cemal gazeteci değil miydi? Onlar üstelik yargısız infazla hayati tehlike yaşadıkları zaman basın özgürlüğü, düşünce özgürlüğü icat edilmemiş miydi? Oktay Ekşi cevap versin. Yoksa yargıçların askeri cuntadan brifing daha doğrusu talimat aldıkları bir ortamda “yargıya intikal etmiş bir hususta konuşmak doğru olmaz” mı diyorlardı? İşte onların safı bu, samimiyeti bu. 

Fazla uzağa gitmeye gerek yok. Ergenekon sürecini kaleme almasıyla da kamuoyunda haklı bir şöhret yakalayan gazeteci yazar Şamil Tayyar ve Balyoz Darbe Planının açığa çıkarılmasında habercilikte önemli bir başarı sağlayan Mehmet Baransu gazeteci değil mi? Daha dün PKK tarafından ölümle tehdit edilen Mehmet Metiner, Yalçın Küçük veya Soner Yalçın kadar korunmayı hak etmiyor mu? Korunmayı hak etmeleri için PKK veya Ergenekon’la irtibatlı örgütlü çalışmalar içinde mi olmaları gerekiyor? Yoksa bu insanlar gazetecilik dışında örgütsel çalışmalara katılmadıkları için mi desteksiz bırakıldılar? Sonuç olarak biz kimsenin yazı ve düşüncelerinden dolayı tutuklandıkları bir Türkiye’de yaşamak istemeyiz. Ama yazarlığın suçu gizleyecek veya hoş görmemizi sağlayacak bir kalkan veya gerekçe olmadığını da biliriz. Herkes yaptığı iyiliğin de kötülüğün de karşılığını görecek. Savcının zorunlu açıklamasından bunları çıkardım. Bir kimseyi peşinen suçlu göstermek kadar, peşinen suçsuz göstermek de yanlıştır. Onların da benimseyeceklerini sandığım o yuvarlak lâfı tekrar edelim: “Yargıya intikal etmiş bir davada fazla yorum yapmayalım!” Hani, Recep Tayyip Erdoğan’ın şiir okudu diye yargılanıp tutuklandığı davada böyle demişlerdi. Her şeye rağmen bu doğru bir sözdür. Yine Ak Parti kapatılma davasında, yani bu memlekette her iki kişiden birinin oyunu almış bir partinin kapatılma davasında böyle demişlerdi. “Süren bir davada yargıya müdahale etmek doğru değildir” Dün yargıya müdahale etmek yanlıştı da bugün doğru mu oluyor? Ne değişti? Neyi korumaya çalışıyorsunuz? Değilse korunan, kurumsallaşan cinayetler dönemini geride bırakıp iç rahatlığı ile demokrasiye geçemeyiz.  

Yorum Yaz

Doğrulama Kodu
Yorumlar
Son Yazıları Tüm Yazıları

Malatya Platformu

Malatya Hava Durumu

malatya hava durumu malatya hava durumu

Site İstatistikleri [05.07.2017'den beri]

Çevrimiçi Ziyaretçi : 10
Bugün : 628
Bu Ay : 14362
Toplam : 23620

Son Eklenen Firmalar

Büyük Otel

FİRMA DETAYI

Hayat Hastanesi

FİRMA DETAYI

Park Hospital

FİRMA DETAYI

Çapa Tarım

FİRMA DETAYI

Çınar Koleji

FİRMA DETAYI

Lojman Taksi

FİRMA DETAYI
Haber Scripti: KayısıNet - Malatya Web Tasarım | Hosting Yer Sağlayıcı: MiTelekom