Necip Cengil

Necip Cengil

necip.cengil@hotmail.com

Mısır ve Ötesi -2-

Tunus ve Mısır’daki değişim talepleri uzun yılların birikimiyle izah edilebilir. Ancak bu noktadaki değişim Türkiye’deki AK Parti süreciyle de alakalıdır. Özellikle Başbakan Erdoğan’ın “one minüte çıkışı” ateşleyici olmuştur. Yeni süreç üzerinde gerçekten zihin yormak gerekir. Bu konuda söylenebilecekleri maddeleştirerek söyleyecek olursak:

  1. Türkiye özellikle AK Parti süreciyle birlikte yaşanan değişiklikler, açılımlar, kendine güven yönüyle, diktatörler tarafından sömürülen Ortadoğu ülkelerine, Kuzey Afrika ülkelerine kısaca halkının ekseriyeti Müslüman olan ama halkın iradesinin ülke idaresine yansımadığı ülkelerin insanlarını yeni düşüncelere sevk etmiştir diyebiliriz.
     
  2. İmparatorluk ve Hilafet sonrası yıllarda yönetim biçimi sorunu yaşayan ülkeler, uzun bir süredir izledikleri Türkiye’deki seçim ve temsil sistemini, belki dünya gerçeklerinin de bir getirisi olarak kendileri için de düşünmeye başladılar. Bu temsil sistemiyle kendi değerlerine sahip çıkacak liderlerin çıkabileceğini gördüler.
     
  3. Geçmiş gerçeklerin getirdiği batıya tepki ve oradan gelen her fikre kapalılık, hem doğu-hem batı diyebilen bir Türkiye örnekliğiyle birlikte bu ülkeler açısından yeni bir süreci getirdi. Özellikle Müslüman Kardeşlerin etkileyici gücü de bu yönde belirdi. Artık batıyla kavgalı değil, batının hastalıklarına da çözüm bulabilecek bir kendine güven gelişti.
     
  4. Uzun bir İslâm karşıtlığı batıyı da çıkmaza sürükledi. Gelişen ve çözüm üreten Müslüman zihin batıya yeni şeyler düşündürdü. Batı kendi geleceği açısından Müslüman zihnin, Müslüman hayat anlayışının önemini gördü. Ayrıca batı yönetim zihni yeterince dikkate almasa da, İslâm gerçeğinin batıda beklenilmeyen etkiler bırakması, batının İslâm dünyasına yönelik yeni bir bakış açısı geliştirmesine yol açtı. Şimdiye kadar doğuya yalnızca “İncil ülkesi” gözüyle ve misyon hareketleri yaklaşımıyla bakan batı bu tek yönlü bakış açısının beyhudeliğini gördü diyebiliriz.
     
  5. Batı İslâm ve terörü bir arada tutmaya çalışırken, Erdoğan gibi liderlerin kararlı İslâmi ve insani duruşu, halkın değerlerini savunması, batıya “yanlış yapıyorsunuz” diyebilmesi, el-pençe divan durmaması hem batıda Müslümanlara bakışı değiştirdi, hem İslâm dünyasında “kendine güven” açısından besleyici oldu.
     
  6. Diktatörler kendi halklarına karşı aslan kesiliyordu ama batı karşısında halkın başını önlerine eğiyorlardı. Üstelik ülke zenginliklerini şahsi sermayeleri haline getiriyor, kendileri her nevi lüks içindeyken halk izahı zor bir yoksulluk yaşıyordu. Oysa mesela Türkiye’de sürekli ekonomik atılımlar gündeme geliyordu, seçimle parti ve lider değişimleri oluyordu.
     
  7. İslâm dünyasındaki gelişmeler, buralarda yaşayan Müslümanlara, sürekli düşmanlık dürtüsüyle yaşamanın İslâm’ın ruhuna uygun olmadığını öğretti. Müslümanlar, İslâm’ın kendi bağlılarına “kapalı sınırlar oluşturun ve diğerlerine düşmanlık yapın” demediğini, tebliğin genel bir fikri açıklık ve açık örneklik önermesi olduğunu her geçen gün geliştirdiler. Bu gelişim Müslümanlara, “siz dünyaya bir şeyler öğreteceksiniz, dünyanın size ihtiyacı var, o halde sizi dünyadan koparan, başta diktatörlükler olmak üzere, tüm olumsuzluklardan kurtulun” dedi.
     
  8. Bugün Müslümanlar mesela Şehid Seyyid Kutub’un üzerinde durduğu “cahiliye önermesinin” ne olduğunu daha gelişmiş bir zihinle düşünmeye başladılar. Buna göre, cahiliye ne kadar yaygınsa Müslümanlar da aynı oranda dünya insanının aydınlatılmasından mesul olurlar. Cahiliye savaş değil tebliğ yaygınlığı getirir. Batı da buna muhtaçtır, doğu da… Bu anlamda demokrasiyi savaşılacak bir cahiliye getirisi olarak ele almak yanlış olur. Konuyu geliştirmek ve halk iradesinin yönetime yansıması olarak önemsemek gerekir. Veya İslâm dünyası tepkisel değil projeci yaklaşımı geliştirmelidir. Müslüman zihin işte bu projeci yaklaşımı, yakınmalara ve tepkiselliğe tercih etmeye başladı.
     
  9. Gelinen aşamada Müslümanlar batıyı hastalıklarıyla birlikte içselleştirmemeli, kendi hastalıklarının da müsebbibi olan ve batıdan beslenen hastalıkların tedavisinde yoğunlaşmalılar. Demokrasi gibi kavramlara aşırı cahiliye tepkisi yüklememelidir. Sürekli kavga hali hastalıkların çözümüne engeldir.
     
  10. İktidar yolları ve demokrasi çözümleri Müslümanları türedi bir Darul Harp fıkhına yönlendirmemelidir. Yani Müslümanlar başta kendi değerlerini sulandırmamalı, sonra içinde yaşadıkları toplumu aldatacak yaklaşımlardan, yaşam biçimlerinden uzak durmalı ve bütün insanlığa öğretecekleri çözüm yollarını geliştirmeli dünya “bu iş ancak Müslüman zihinle çözülebilir” diyecek noktaya gelmelidir.
     
  11. Dünya egemenlik oyuncuları her açıdan hastalık hali yaşıyor. Önerdikleri dünya refahı hem oluşmadı hem oluştu denen yerlerde çözemedikleri hastalıklar getirdi. Müslümanlar bunu görmüş olarak, onların ürettiği hastalıklara düçar olmamalı ve batıyı yeniden yaşamak yerine, batıya kendi önerilerini götürmelidir.
     
  12. Tunus ve Mısır süreci bir şımarıklık hali oluşturmamalıdır. Aksine sorumlu egemenlik çözümleri düşünülmelidir.
Yorum Yaz

Doğrulama Kodu
Yorumlar
Son Yazıları Tüm Yazıları

Malatya Platformu

Malatya Hava Durumu

malatya hava durumu malatya hava durumu

Site İstatistikleri [05.07.2017'den beri]

Çevrimiçi Ziyaretçi : 8
Bugün : 315
Bu Ay : 14827
Toplam : 24085

Son Eklenen Firmalar

Büyük Otel

FİRMA DETAYI

Hayat Hastanesi

FİRMA DETAYI

Park Hospital

FİRMA DETAYI

Çapa Tarım

FİRMA DETAYI

Çınar Koleji

FİRMA DETAYI

Lojman Taksi

FİRMA DETAYI
Haber Scripti: KayısıNet - Malatya Web Tasarım | Hosting Yer Sağlayıcı: MiTelekom