Necmettin Evci

Necmettin Evci

necmevci@yahoo.com.tr

Gün dayanışma günüdür

KALBİMİZ SINANMAKTADIR.

“Ülkeler küfürle idare edilebilirler belki ama zulümle asla!”
Kimi kayıtlar bu sözü hadis olarak veriyor. Doğrusu ben ilk, İbn-i Haldun’da rastlamıştım. O’da Maverdi’nin Ahkam’us Sultaniye’sine atıfta bulunarak zikrediyordu. Doğruydu, Maverdi bu sözü şimdi hatırlayamayacağım bir senetle hadis olarak bildiriyordu. Bu konuyu ilim ehli insanlarımız araştırsınlar. Ne var ki, şimdilik kelâm-ı kibar diyeceğimiz bu söz, bir büyük hakikati yansıtmıyor değildir. Nedir o? Yönetimlerde esas olan adalettir. Adil yönetimler halklarına karşı ayrım gözetmeksizin davranırlar. Eğer halkına adil davranan yöneticiler Müslüman değilseler bile sorun olmaz. Nitekim tarihte böyle birçok krallar vardır. Habeşistan kralı Necaşi bunların en meşhuru idi. Bir yöneticinin Müslüman olması, onun zulümlerini meşru yapmaz.

Kâmil anlamda Müslümanlık, adaletle hükmetmeyi emreder. Ama Müslümanlığı sadece isminde olan kimi diktatörler, emperyalist efendilerine yaranmak için hükmettikleri halka dünyayı zindan etmişlerdir. İsimlerinin Hüsnü Mübarek veya Zeynel Abidin olmaları sonucu değiştirmez. Çoğunluğu Müslüman olan geniş Ortadoğu ve mağrip coğrafyaları en az bir yüz yıldır kendi medeniyet havzamızdan kopmanın sancısı ile kıvranıyor. Aynı sancıyı değişen tonlarda hepimiz yaşadık. Acılar, ıstıraplar kaderimiz edilmek istendi. Benliğimiz yok edilmek, köleleştirilmek istendi. Her şeye rağmen ruhumuz o ne muhteşem bir kökle besleniyormuş ki, hakkaniyetini ve inanlılığını hiçbir zaman yitirmedi. Kâfirlerin ve zalimlerin onca baskılarına, işkencelerine rağmen onurunu, olgunluğunu korumayı bildi. İnançla dayandı, direndi.

Bütün bu direniş sadece Müslümanlar adına da değil, hakkı gasp edilen, zulüm gören bütün insanlık adınadır. Müslümanlar insan hakları ve özgürlükler düzleminde birlikte yaşadıkları insanların da hukukunu, onurunu korumalıdırlar. Çünkü inanmak adil olmayı gerektirir. Kendi kaderlerini birlikte tayin etmelidirler. Birbirlerini korumalı kollamalıdırlar. Başta Tunus Müslümanları bunu başarmalıdır. Mısırlı, Lübnanlı Müslümanlar bunu başarmalıdır. İslam medeniyetinin egemen olduğu dönemlerde, farklılıklara saygı en üst düzeydeydi. Kimse inançlarından dolayı horlanmadı, küçük görülmedi, baskı altına alınmadı.

Şu sıralar Hacc Suresinin 39. ve 40. ayetlerini bir kez daha tefsir ve tefekkür edelim. Müslümanlar, farklı din ve inanç sahiplerinin de teminatı oldukları zaman yüksek medeniyet idrakine yeniden ulaşmışlar demektir. Müslümanlar zulme karşı bütün insanlarla dayanışmanın örneklerini vermelidirler. Bu dayanışma Tunus’ta bir dönemi kapattı, yeni bir devir açtı. Direniş ve dayanışma Cezayir’e de Mısır’a da örnek olacaktır. Olmalıdır da. Bölgenin mazlum halkı, ihaneti, zulmü taşımaya zorlayan yönetimlere karşı şiddetli infial içindedir. O nedenle bütün coğrafyalarda tarifsiz bir sıkıntı yaşanmaktadır. Olaylar birbirini domino etkisi ile tetikleyebilir. Cezayir ve Mısır’da kısmi kıpırdanmalar başlamıştır bile. Duamız oradaki insanların despot yönetimlerden kurtulması içindir.

Türkiye halkı ve devleti ile ne yapmalıdır? Bu konuda yazdık. Yine söylüyorum: Bu sıkıntı evreleri aslında Türkiye’nin önüne eşsiz bir fırsat çıkarmıştır. Bölgedeki iktidar boşluğunun adil ve demokrat güçler tarafından doldurulması için Türkiye elinden geleni yapmalıdır. Eğer boşluğu kardeş güçler olarak biz doldurmazsak, başta Siyonistler olmak üzere çeşitli fesat odakları dolduracaktır. Türkiye bu konuda o kardeşlerimize yardım etmeli, bilgi ve deneyimini paylaşmalıdır. Omuz omuza vermeliyiz. Yüreğimizi yüreklerine iliştirmeliyiz. Özellikle Mossad’ın ve CIA’nın faaliyetleri sıkı gözlenmeli, etkisiz bırakılmalı, hatta yok edilmelidir. Dün Başbakan, Dışişleri Bakanımız ile birlikte Suriye’de idi. Katar, Irak ve Suriye ile ortak bir toplantı yapıldı. Muhteşem ve yerinde bir hamledir bu. Lübnanlıların ve diğer halkların her konuda Türkiye’yi yanlarında görmeleri çok önemlidir. Yine dün Der Spiegel ve New York Times Türkiye’nin bölgede tam anlamı ile iktidar boşluğunu doldurduğunu yazıyordu. Doğrudur. Bu onur verici bir olaydır. Kardeşlerimizi, yalnızlığın ve çaresizliğin kollarına bırakamayız. Tam bu aralıkta TİKA’ya ve diğer bütün sivil toplum örgütlerimize de büyük görevler düşüyor. Bu zor zamanlarında yardım örgütlerimiz, kardeşlerimizi, bölgenin bütün halklarını asla yalnız ve yardımsız bırakmamalıdır. Herkesin terk ettiği bir zamanda biz kardeşlerimizin elini tutmalıyız. Herkesin bırakıp gittiği bir zamanda biz kucak açmalıyız. Önümüzdeki günler sanılandan çok büyük buluşmalara, kucaklaşmalara sahne olacaktır. Gün dayanışma günüdür. Dayanışmada bugün yok olanlar, yarın var olamayacaklardır. Bugün kalbimiz, duygumuz, gayretimiz, imkânlarımız sınanmakta, sınavdan geçmektedir. Bugünümüz ve yarınımız için, burası ve orası için sınavı başarmak zorundayız.

Zulmü yıkmada, adaletin nurdan sütununu dikmede bu milletin mutlaka emeği, katkısı olmalıdır.
Dayanışma ve dua ile.

Yorum Yaz

Doğrulama Kodu
Yorumlar
Son Yazıları Tüm Yazıları

Malatya Platformu

Malatya Hava Durumu

malatya hava durumu malatya hava durumu

Site İstatistikleri [05.07.2017'den beri]

Çevrimiçi Ziyaretçi : 1
Bugün : 1
Bu Ay : 1
Toplam : 1

Son Eklenen Firmalar

Büyük Otel

FİRMA DETAYI

Hayat Hastanesi

FİRMA DETAYI

Park Hospital

FİRMA DETAYI

Çapa Tarım

FİRMA DETAYI

Çınar Koleji

FİRMA DETAYI

Lojman Taksi

FİRMA DETAYI
Haber Scripti: KayısıNet - Malatya Web Tasarım | Hosting Yer Sağlayıcı: MiTelekom