Lösemi hastalarına trombosit kan vermeliyiz

Prof. Dr. Emin Kaya, akut lösemi hastalığı hakkında önemli açıklamalarda bulundu.

Lösemi hastalarına trombosit kan vermeliyiz Yaşam-Sağlık

İnönü Üniversitesi Turgut Özal Tıp Merkezi İç Hastalıkları Ana Bilim Dalı ve Hematoloji BD. Kemik İliği Nakli Merkezi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Emin Kaya, akut lösemi hastalığı hakkında açıklamalarda bulundu.

Lösemi Nedir?

Lösemi, kan hücrelerini (özellikle akyuvarların) vücudumuzda aşırı çoğalması ve vücudun her tarafına yayılması, müdahale edilmezse hayati tehlikeyle sonuçlanan bir kanser türüdür. Genellikle kan kanseri veya ilik kanseri olarak bilinmektedir.

Lösemi hastalığının nedenleri nelerdir?

Lösemi hastalığına nedenleri hakkında kesin bilgi yoktur. Lösemi hastalığı radyasyona, bazı ilaçlar, bir takım viral enfeksiyonlar, bazı genetik hastalıklar, tarımda veya sanayide kullanılan kimyasallara maruz kalındığında lösemiye neden olduğunu gösteren birçok bilimsel kanıt bulunmaktadır. Bazı sanayi (özellikle ayakkabı üretiminde ) dallarında kullanılan benzen gibi kimyasalların lösemi hastalığına neden bilinmektedir. Bunların dışında, hiçbir neden olmazsa bile lösemi ortaya çıkabilmektedir.

Lösemi Hastalığı belirtileri nelerdir?

Lösemi hastalığının belirtilerine değinen Prof. Dr. Emin Kaya: “Eritrosit sayısı (kan sayısı) azaldığında bu hastalarda halsizlik, yorgunluk gibi belirtiler olabilmektedir. Yaşlı hastalarda şeker hastalığı, kalp hastalığı, akciğer ve herhangi bir hastalığı varsa bu lösemiye ait bulgular eklendiğinde biraz daha belirgin olmaktadır” diyerek belirtilerin bazen vücutta hafif bir morluk şeklinde, cilt altında, ağız içi, diş etinde kanama olarak görüldüğünü belirtti.

Lösemi hastalığında erken teşhis mümkün müdür ve lösemi teşhisi nasıl konulur?

Lösemi hastalığının bulgularının genellikle bir ya da iki ay içerisinde ortaya çıktığını belirten Prof. Dr. Kaya, “Bazen ise hiçbir bulgu olmadan ortaya çıkabilmektedir. Bu hastalığı anlamanın tek yolu dâhiliyeye ya da aile hekimine başvurmaktır. Kan değerlerine aşırı bir yükselme ya da düşüş varsa, kansızlık ve trombosit değerlerinin düşüklüğünü açıklanamıyorsa, doktorların hastayı hematoloji polikliniğine yönlendirmeleri gerekmektedir.” şeklinde konuştu. Kaya,“Hematoloji polikliniğinde periferik yayma değerlendirmesi sonucunda gerek görüldüğünde kemik iliği örneği alınarak inceleme ile hastanın kösemi olup olmadığını kısa sürede söyleyebiliriz.”

Lösemi Hastaları için Trombosit (beyaz kan) haftada kaç kere verebiliriz ve bize herhangi bir zararı var mıdır?

Trombosit lösemi hastaları için önemli bir kan ürünü olduğuna değinen Kaya, “Trombosit süspansiyonu bulmakta sıkıntı yaşıyoruz. Çünkü trombositleri kısa sürede kullanmak zorundayız. Kan bağışlamak bir hayat kurtarmak anlamına gelmektedir.  Biz kırmızı kanı (eritrosit süspansiyonu) üç ayda bir trombosit ise haftada iki defa verebilmektedir. Bir kişi yılda 24 defa trombosit ve aferez cihazıyla bir kişi tek seferde iki ünite trombosit verebilmektedir. Burada verici bir saatlik bir aferez cihazına bağlanarak sadece kendisinden gerekli olan trombositler alınmaktadır. Onun dışında hiçbir etkisi yoktur.” diye aktardı.

Lösemi hastalığında kemoterapi etkileri nelerdir?

Kemoterapiyle beraber bazen bulantı, kusma, ishal, iştahsızlık, saç dökülmesi, kanama, enfeksiyon gibi şikayetler ortaya çıkabilmektedir. Hastalar genellikle kemoterapinin ilk iki haftasında sıkıntı yaşamaktadırlar. Kemoterapinin üçüncü haftasına doğru kemik iliği normal işlevini kazanmaya başlamaktadır. Biz bu dönemden sonra hastalara bir hafta evde, üç hafta ise hastanede takip eden kemoterapiye başlıyoruz. Kemoterapilerde başarı oranına açıklayan Prof. Dr. Kaya:“Genç hastalarda %80’e yakın, 60’lı yaşlara doğru ise  %60 veya 70 oranında hastalık kontrol altına alınabilmektedir.

Nakil ile kemoterapi arasındaki farklar nelerdir?

Kemoterapiyle kontrol altına alınan lösemi, kemik iliği nakli sayesinde tamamen kurtulduğunu dile getiren Prof. Dr. Emin Kaya; “Kemoterapide hastalık kontrol altına alınıyor ve kemoterapi bittikten sonra hasta günlük işlerine dönebilmektedir. Fakat birkaç yıl içinde hastalığın nüksetme olasılığı vardır.” şeklinde konuştu. Nakilde nüksetme olasılığın daha düşük olduğuna değinen Kaya: “Nakil olan hastaların yaşam süresi daha uzundur. Nakil kemoterapiye göre daha zahmetli bir süreçtir. Nakil ve kemoterapide hayati tehlike riski de vardır. Hastalığın yenmenin tek yolu kometerapiyi takiben nakildir. Nakil başarılı bir şekilde gerçekleşirse birey hastalıktan tamamen kurtulmaktadır.

Lösemi başarı oranı ve lösemi hastalarının, ailelerinin yapması gerekenler nelerdir?

Lösemi hastalığında başarı oranına, lösemi hastaları ve ailelerinin yapması gerekenleri aktaran Prof. Dr. Kaya: “Lösemilerde başarı oranı bütün dünyayla aynıdır, çünkü hastalık kişiye özeldir.  Hastaya göre farklılık göstermektedir. Bu kişinin bünyesiyle ilgili bir durumdur. Ama kemik iliğinde başarı oranımız %85 ve 90’a yakındır.”dedi. Hastaların hastalığı yeneceklerine inanmaları gerektiğini vurgulayan Kaya; “Hastaların ilaçları zamanında almaları, doktorların önerdiği yiyecekleri yemeleri gerekmektedir. Hasta yakınları ise, moral ve motivasyon açısından, kan ürünü temini açısından destek vermeleri ve hastanın enfeksiyon kapmaması için hasta ziyaretlerinin kısa olmasına, hastanın yanını gitmek yerine, görüntülü görüşmeyle hastanın yanında olmaları gerekmektedir.” ifadesini kullandı.

Yorum Yaz

Doğrulama Kodu
Yorumlar
Haber Scripti: Medya İnternet