Mesajlarını Almanya'da Verdi

Ahmet Davutoğlu ,Asimilasyonun değil ama entegrasyonun ne demek olduğunu gelsin herkes sizden öğrensin. Almanya’nın her tarafında 3 buçuk milyon kardeşimiz Avrupa’nın en az 5 ülkesinden daha büyük bir nüfusla Avrupa’nın merkezindesiniz.

Mesajlarını Almanya'da Verdi Dünya

Başbakan Ahmet Davutoğlu, Duesseldorf’ta gerçekleştirdiği Başkonsoloslar Buluşmasında yaptığı konuşmada seçimlerde katılımın artması gerektiğini vurgulayarak, “Seçimlerde yüzde 39 olan katılım oranını, yüzde 50 demiyorum bakın Türkiye ortalamasına yakın bir hale getirin” dedi.

Başbakan Ahmet Davutoğlu, temaslarda bulunmak üzere sabah saatlerinde Almanya’nın Duesseldorf kentine geldi. Davutoğlu, bugünkü temasları kapsamında Duesseldorf Başkonsolosluğu’nda gerçekleştirilen Almanya Başkonsoloslar Buluşmasına katıldı. Başkonsoloslara seslenen Davutoğlu, dışişleri bakanlığı ve başbakanlık dönemlerinde yurt dışında yaşayan vatandaşların ihtiyaçlarının karşılanması konusuna dikkat ettiğini aktararak, “Büyük milletler ve tarihi akışın içinde iz bırakmış milletlerin ortak özelliği vardır. Çok hareketlidirler. Sabit ve bir coğrafyaya bağlı kalmış milletlerin tarihi büyük akışlara damga vurdukları zordu. Bu hareketlilik bazen büyük göçler şeklinde olur Orta Asya’dan Batı’ya doğru seyreden göçler gibi. Bazen bir devletin genişlemesi esnasında olur. Osmanlı Devleti’nin büyümesi esnasında Rumeli, Kafkasya, Afrika içlerine kadar Anadolu’dan giden göçler gibi. Bazen bir devletin küçülmesi esnasına olur. Balkan Savaşı sonrası Balkanlar’dan, Kafkasya’da Rus işgali sırasında da Kafkasya’da yaşadıklarımız ve Ortadoğu’da çekilme esnasında yaşadıklarımıza dair olmak üzere. Bazen de orada bıraktıklarımız olur. BM’de toplantılar yaparken bir Yemen diplomat yanıma yaklaştı ve dedi ki ‘Ben Yemenliyim ama aslen Türküm’ aile geçmişini anlattım. Balkanlarda, Kafkasyalarda çok sık rastlanan bir durum ama Yemen’de de hala bu bilinci taşıyan .çok soydaşımız, akraba topluluğumuz var. Bazen de ekonomik gerekçelerle milletler harekete geçerle. Kuraklık sonrası ortaya çıkan göçlerin yaşanması geçmiş tarihi tecrübeler ama yakın tarihte milletimizin ekonomik gerekçelerle gerçekleştirdiği en büyük göç, aslında 1960’larda başlayan önce Almanya sonra bütün Avrupa’ya daha sonra Amerika’ya, Kanada’ya, Avustralya’ya seyreden büyük hareketliliğimiz. Bir takım ihtiyaçlardan zuhur etmişti ve ilk gelişlerinde de misafir işçi statüsündeydiler vatandaşlarımız. Ama sonra yerleştiler. İkinci nesil, üçüncü nesil, dördüncü nesil derken Avrupa’nın her yerinde siyasal sistemle, ekonomik sisteme ağırlık koyacak ölçüde güç de kazandılar ve bir takım farklılaşmalar da ortaya çıktı” dedi

“VATANDAŞLARIMIZA HER ZAMAN SAHİP ÇIKACAK GÜCÜ, KUVVETİ, ŞEFKATİ, MERHAMETİ GÖSTERMELİYİZ”

Davutoğlu, her türlü saldırıya bazen ırkçı saldırıya bazen değişik amaçlı saldırıya maruz kalanlar olduğu gibi Almanya’da, 37 eyalet meclislerinde çok yoğun siyasi katılımla gerçekleştiren vatandaşlarımızın da olduğunu belirterek, “Başarı hikayeleri de var. Bu tür durumlarda bütün vatandaşlarımızın asli yoludur ve nihai sığınağı, devlet anlamında da hamisi olarak gördüğü devletin vatandaşları olarak bizim üzerimize düşen çok büyük bir görev var. O da vatandaşlarımız hangi şartlarda olursa olsun onlara her zaman sahip çıkacak gücü, kuvveti, şefkati, merhameti göstermek. Böyle bir sorumluluk söz konusu olduğunda iki hususiyet öne çıkıyor. Bir, bu vatandaşlarınıza göstereceğiz şefkatinizin yüreğinizden gelmesi ve aşkla bu görevin yapılması bu bir duygu boyutudur. Bu yapılmadığı zaman ne kadar güçlü olursa olsun devletler bu şefkat boyutu yoksa başkonsolosluk binalar, büyükelçilik binaları bir duvar gibi vatandaşların karşısında durursa. Ne kadar büyük ve tahkim edilmiş olursa olsun. Öbür tarafta eğer şefkat boyutu var, merhamet boyutu var, aşk boyutu var da devletin gücü, kudreti yoksa başkonsoloslar, büyükelçiler ah çekerler, sızlanırlar, ıstırap duyarlar ama yardım edecek kudretleri olmaz. Bazı dönemlerde maalesef bu tür hallerin yaşandığı çok örneklerimiz de var. 2001 krizi sonrasında Dışişleri Bakanlığında dahi temel ihtiyaçların karşılanamadığı durumlarda başkonsoloslukların, büyükelçiliklerin ne durumda olduğu nu ben şimdi taahhül edebiliyorum. Bir diplomatımızın ifadesi ile 2001 yılında, bir daire kağıt tükendiğinde istihkap tükendiği için başka bir daireden ödünç kağıtlar alındığı bir dönem yaşadık. Hatta dışişleri fotokopiyi kendi paramızla çektirdiğimiz dönemler diye bunu anılır. Bir daha Allah o dönemleri göstermesin. Ama şimdi son 12 yıl içinde hem şefkati hem de kudreti olan bir devletin yurtdışındaki temsilcilerisiniz. Bunu hiç unutmayacaksınız. Şefkatiniz vatandaşlarımıza ve kudretiniz, sahip olduğunuz imkanlar da hem devletimizin itibarı hem de vatandaşlarımızın gurur duyacağı hale dönüşmesi icap eder” ifadelerini kullandı.

“İŞÇİLERİMİZİN DİPLOMATLARIMIZIN KARILDIĞI SÜREÇTE TEK BİR KAYIP VERMEDİK”

Davutoğlu, üç temel hususu vurgulayarak “Şefkatin ve itibarın ilk göründüğü yer büyükelçilik ve başkonsolosluk binalarıdır. Fiziki mekandır. Bu fiziki mekanın dizayn edilişi dahi bir zihniyeti yansıtır. Biz 2002’de 166 dış temsilciliğe sahiptik, şu anda 228. Dünyada en fazla temsil edilen 7. Ülkeyiz. Dışişleri Bakanlığı dönemimde de hep takip ettiğim hususlardan bir tanesi, bu mekanlar güzelleştirilmeli. Yani yoldan geçen, hiçbir işi olmasa dahi vatandaş başkonsolosluk binasına baktığında işte ben bu devletin vatandaşıyım, ‘Bu devlet benim nihai himayesine sığındığım güçlü, kudretli ve şefkatli devlettir’ diyebileceği görüntüde olması lazım. Bu konuda çok önemli adımlar attığımızı hepiniz biliyorsunuz. Çok ciddi bir kampanya ile bütün bakanlık, Bakan Yardımcısı Naci Bey’in koordinasyonunda çok önemli adımlar atıldı. Dusseldorf bu başkonsolosluğu Mayıs ayında geldiğimde açmıştık. Hamburg’da, Stuttgart’ta tadilatlar devam ediyor. Var olan mekanda tadilat, şimdi bitmiş olmasına sevindim, Essen’de herhalde tamamlandı. Yeni bina alıp inşaat yaptığımız Mainz’da aynı şekilde. Yine arsa aldığımız ki bunlar istediğimiz binanın da yapılabileceği Münster, Köln, Nurnberg inşallah çatışmalar devam ediyordur. Yeni kiralama yaptığımız da Frankfurt. Şimdi sizden talebim şu, talimatım şu: İster kiralama, ister bina alımı, ister arsa alımı üzerine bina yapma olsun. Yaptığınız her binada Türkiye’den bir yüz olacak ve binalar tadilatlar esnasında da en iyi şekilde de donatılacak. Bir Alman dostumuz geldiğinde güçlü ve itibarlı bir devletin başkonsolosluğa geldiğini fark edecekler, vatandaşımız geldiğinde gurur duyacaklar. Bu konuda küçük hesaplar yapmanın çok ötesinde güce sahip bir devletin başkonsoloslarısınız. İhtiyacınız neyse karşılanacak ama hiçbir başkonsoloslukta fiziki mekan düzenlemesi bağlamında zafiyet, zayıflık, düzensizlik görmek istemiyorum. En iyi şekilde tanzim edilecek. Gurur duyduğumuz bir Berlin Büyükelçiliği binamız var. Herhalde Almanya’da en iyi binalardan biri haline geldi. İlk ziyaretlerimizi yaptığımızda eski Berlin Büyükelçiliğimizin halini gördüğümüzde, sayın Cumhurbaşkanımız o zamanın Başbakanı olarak ‘Bize yakışır bir bina olması gerekir’ dedi ve bugün çok güzel bir hizmet veriyoruz” dedi.

“VATANDAŞIMIZA BULUNDUĞU YERDE SAHİP ÇIKTIK”

Bazı vatandaşların büyükelçilik binasını ziyarete geldiklerini kaydeden Başbakan, “Mimarlık öğrencileri de gelecek, sonra insanlık dersi almak isteyenler de gelecekler. Mültecilere nasıl davranılması gerektiği konusunda ve diğer konularda. Önemli olan bizim mekanlarımızın açık olması. Hem fiziki olarak güzel olması, mimari olarak hem de sohbete açık olması, kapısının açık olması. Böyle zırhların arkasına sığınmış görüntüsü içinde bir güç gösterisi değil. Herkese gönlünü açan bir yapıda olması önemli. İkincisi, bir zihniyet değişimine ihtiyaç var. Ben, geçen seçim beyannamesi hazırlandığı esnada, 2023 sözleşmesini kaleme alırken şöyle bir tabir kullanmıştım ‘Artık millet amirdir, devlet memurdur’ Yani nihai olarak sizler, şu başkonsolosluğun önünden geçen, belki de cebinde yeterli Euro bulunmayan, ihtiyaç sahibi bir vatandaşımızın memurusunuz. Bizler de öyle. Yani o amirdir eski şey şuydu: Maalesef, başkonsolosluklara, büyükelçiliklere, bizlere gelen şikayetlerde ‘ulaşamıyoruz’ deniyordu. Şimdi çağdaş demokrasilerde zihniyet budur. 1 kuruş dahi bütçeye katkıda bulunan, vergi ödeyen vatandaş en yüksek dereceli memurun amiridir. Vergi ödüyorsa, herkesten, siyasilerden de hesap sorar. Dolayısıyla sizlerden en önemli beklentimiz, herhangi vatandaşımızın sıkıntısı, derdi olduğunda başvurmak istediği birisi, yüreğine sığınmak istediği birisini aradığında ilk önce aklına başkonsolos gelmeli. 2012 Aralık’ında geldiğimizde Neonazi cinayetleri dolayısıyla hayatlarını kaybeden vatandaşlarımızı tek tek bulunduğu şehirlerde Hamburg’da, Köln’de, tek tek evlerinde ziyaret etmiştim. O zaman beni en fazla üzen hususlardan birisi diğer vatandaşlarımızın onlara yönelik asılsız ithamlar söz konusu olduğunda, uyuşturucu, mafya vesaire gibi, diğer vatandaşlarımız da aynı şüpheyle yaklaşıp onları yalnız bırakmaları. Ama onun kadar da üzücü olan bazı yerlerde başkonsolosluğumuzun olaydan çok sonra haber olması ya da olayın takibi esnasında gerekli ilgiyi göstermemesi. O zaman söyledim şimdi de sizin şahsınızla bütün dış temsilciliklerimize talimat olarak söylüyorum. Vatandaşlarımızın gözünden bir damla yaş düşerse onu önce başkonsolosumuz görecek. Sizin göreviniz bu vatandaşımızın derdi ile hamhal olmaktır ve bunun da çok güzel örneklerini görüyoruz. Vatandaşlarımızla çok iyi ilişkiler kurmuş başkonsoloslarımızı, büyükelçilerimizi görüyoruz. Gururla ifade ediyorum. Allah bir daha göstermesin ama işçilerimizin kaçırıldığı Bağdat’ta kaçırılması olayından daha önce diplomatlarımızın rehin alınması, daha önce işçilerimizin, iş adamlarımızın, gazetecilerimizin kaçırılmasıyla ilgili sürece bakın şu ana kadar tek bir kayıp ermedik. Vatandaşımıza bulunduğu yerde sahip çıktık” ifadesini kullandı.

“SEÇİMLERDE KATILIM TÜRKİYE ORTALAMASINA YAKIN OLMALI”

Davutoğlu, Somali’de TİKA’da çalışan vatandaşımızı yaralandığı yerden helikopterle aşıp Ankara’da en iyi şartlarda hastaneye getirecek imkanlarımız var. Dolayısıyla vatandaşlarımızın bu ihtiyaçları söz konusu olduğunda hepimizin onların yanında olması, nerelerdeyse orada. Köln’e gittiğimde hem camileri cem evlerini hem kiliseleri ziyaret ettim o zaman, hepsini, her vatandaşı bulunduğu yerde ziyaret ettim. Devlet, ol devlettir ki vatandaşı söz konusu olduğunda onun etnik, mezhebi, dini kimliklerine bakmaz ideolojisi nedir diye bakmaz, bu vatandaşı sadece ve sadece vatandaş olma kimliği ile değerlendirir. Sizler daha önceki dönemlerinde 12 Eylül döneminde, 28 Şubat döneminde olduğu gibi vatandaşları takip etmekle memur değilsiniz. Vatandaşların dertleriyle dertlenme memurusunuz. O anlamda da son dönemde yaşanan büyük zihniyet değişiminden büyük memnuniyet duyduğumu da ifade etmek isterim. Bu zihniyetin bütün katmanlarını sizin memurlarınıza da, daha alt kademlerine sirayet etmesi onları da bu konuda eğitmeniz bizim için büyük önem taşıyor” dedi.

“GÖNÜL İLE PROFESYONELLİĞİ BİRLEŞTİRMEK LAZIM”

Hizmet anlayışı içinde en kolay, en doğrudan ulaşabilir olmanın önemini vurgulayan Davutoğlu, “Zihniyetiniz iyi olabilir, binalar iyi olabilir ama hizmet anlayışı uzun bürokratik süreçlere yayılmışsa ve vatandaş sıralar bekliyorsa, bir takım işlemlerin tamamlanması günler alıyorsa memnuniyet olmaz. Gönül ile profesyonelliği birleştirmek lazım. Şu anda teknik imkanlarımız mükemmel, e-vizeden her türlü hukuk müşavirliklerine kadar çok farklı alanlarda size destek olacak unsurlar teknolojik ve insan donanımı sağlandı. Şimdi yapılması gereken bu hizmetlerin en iyi şekilde vatandaşlarımıza ulaşmasını sağlayacak profesyonelliği sağlamak. Tabi bu çerçevede bu ziyaretimize de vesile teşkil eden hepinizin gerekli tedbirleri almasını arzu ettiğimiz bir başka hususta seçimlere katılım. Yine vatandaşlarımıza olan saygının bir gereği olarak yaptığımız yasa düzenlemeyle geçen yıl cumhurbaşkanlığı seçimleri, bu sene genel seçimlere vatandaşlarımız katılabildiler, oy kullanabildiler. Şimdi bu tür konularda bir irade önemli. İrade ortaya kondu, hep talep edilen bir şeydi bu ve gerçekleşti. İkincisi yasal düzenleme, o da yapıldı. Üçüncüsü uygulama da en pratik yöntemlerle yasanın gereğinin yapılması. gecen sene cumhurbaşkanlığı seçimlerinde sadece yüzde 19 katılımın olması bizi üzmüştü. Ya vatandaşlarımızın iradesi zayıftı ya da katılmak istedikleri, katılım yapmak istedikleri halde imkan bulamadılar, veya şartlar uygun değildi. o açıdan bakıldığında genel seçimlerde yüzde 39’a çıkmış olması aslında vatandaşlarımızın bir iradesinin dolduğunu ve uygun şartlar oluştuğunda kullanabildiğini gösteriyor. Sizlerden isteğimiz talebimiz. Bu seçimlerde Türkiye ortalaması yakın bir katılımın sağlanabilmesi için her türlü imkanı seferber etmeniz” dedi.

“EKSİK BİR ŞEY VARSA BİLDİRİN O EKSİKLER KARŞILANSIN”

Vatandaşların kime oy verirse versin baş tacı olduğunu kaydeden Başbakan Davutoğlu, konuşmasını şu şekilde sürdürdü: “Hangi siyasi görüşe sahip olurlarsa olsunlar, iradelerine saygı göstermek bizim için demokrasinin esasıdır. Sizlerin görevi, bizlerin görevi vatandaşlarımızın bu iradeleri yansıtabilecekleri şartları oluşturmak. O konuda başkonsolosluklarımızda, büyükelçiliklerimiz de çalışan bütün arkadaşların geceyi gündüze katmak gerekirse bunu yapmaları ve vaktinde en fazla katılımı sağlayacak imkanların oluşmasını temin etmeleri en önemli husus. Bu çerçevede de Almanya hükümetine de teşekkürü bir borç bilirim. Gerekli kolaylıklar göstermemiz hususunda tedbirler alınıyor. Bunları da hep kendilerine ifade ediyoruz. Özellikle önümüzdeki seçimlerde de güvenlik içinde vatandaşlarımızın oy vermelerini teminen büyükelçilik olarak, başkonsolos olarak ne yapılması gerekiyorsa yapın. Eksik bir şey varsa bildirin o eksikler karşılansın. Ama kesinlikle bir mazeret olmasın hatırlayacaksınız birçoğunuzla dışişleri bakanlığı dönemlerinde beraber çalıştık. O zaman verdiğim talimat bugünde başbakan olarak geçerlidir. Bize mazeret getirmeyeceksiniz 24 saat yetmiyorsa 25’inci saati bulacaksınız. Bir haftada 7 gün yetmiyorsa 8’inci günü bulacaksınız. Bereketlendireceksiniz vakti ve vatandaşlarımız Türkiye Cumhuriyeti Devleti vatandaşı olmanın ayrıcalığını, imtiyazını, onurunu her yerde hissedecek. Sizlerin bu konuda yapacağınız vazife sadece bir memurun profesyonelce yaptığı bir vazife değil bir milletin temsilciliğini aşkla, gönülle yaptığı vazifedir. Allah bu konuda sizlere kolaylık versin. Devletimizin ve milletimizin dünyanın her yerindeki vatandaşlarımıza sahip çıkması konusunda da güç ve kudretimizi daim kılsın. İnşallah seçimlerde yüzde 39 olan katılım oranını, yüzde 50 demiyorum bakın Türkiye ortalamasına yakın bir hale getirin. Döndüğünüz zaman da bütün vatandaşlarımıza bizim selamımızı iletin” açıklamasını yaptı.
Davutoğlu Almanya’nın 25’inci birleşme yıldönümü olduğunu kaydederek, “Böyle bir günde ziyaret etmek de Almanya’ya mesaj açısından önemli taşıdı. Bulunduğunuz yerdeki alman dostlarınıza da ulusal günleri dolayısıyla tebriklerimizi iletin” dedi.

Başbakan Ahmet Davutoğlu, Almanya’da yaşayan Türk vatandaşları ile bir araya geldiği Düsseldorf Buluşması’nda, “Şehirlerimizin etrafında olup da bu şehirlerimize baskı oluşturan ne kadar illegal yapı varsa hepsini tek tek sökecek, Türkiye’nin her santimetre karesinde kamu düzenini kesin olarak ihdas edeceğiz” dedi.
Başbakan Ahmet Davutoğlu, Almanya’daki temasları kapsamında Düsseldorf Buluşması'nda Türk vatandaşları ile bir araya geldi. Gurbetçilere seslenen Davutoğlu, konuşmasına 53 yıl önce tahta bavullarla Almanya’ya gelen vatandaşları selamlayarak, son demokrasi ve huzur operasyonlarında olmak üzere ülkenin birliği, beraberliği, milletin selameti için şehit düşmüş bütün şehitleri rahmetle anarak başladı. 53 yıldır helal rızık için ter dökmüş vefat etmiş, Neonazi cinayetlerinde hayatını kaybedenleri ve uğradığı saldırı sonucu hayatını kaybeden Tuğçe Albayrak’ı da anan Davutoğlu, 3 Mayıs’ta seçim kampanyasının hemen başında Almanya'yı ziyaret ettikten sonra Türkiye’nin 81 vilayetini tek tek ziyaret ettiğini kaydetti. 81 vilayetin selamını getirdiğini belirten Davutoğlu, Almanya’daki gurbetçilerle buluşmaktan ayrı mutluluk duyduğunu, o illerde sadece o vilayetlerin vatandaşlarıyla ya da çevre illerin vatandaşlarıyla bir araya geldiklerini ama Almanya’da, Avrupa’da Türkiye’nin tüm renkleri, kuzeyi, güneyi, doğusu ve batısından herkesle bir araya geldiğini söyledi. Bu sebeple 1 Kasım seçim startına Almanya’dan başladıklarını ifade eden Başbakan Davutoğlu, “Yarın seçim beyannamemizi açıklamadan önce gelelim 81 vilayetten aziz milletimizin fertlerinin omuz omuza durduğu Almanya’dan haydi Bismillah diyelim dedik. Haydi Bismillah. Bazıları böyle dememizden hoşlanmıyor olabilir. Ama sofraya otururken böyle deriz, yola çıkarken onu deriz, son nefesimizi verirken onu deriz. Besmele bu milletin şanındadır, besmele bu milletin dinindedir, besmelem bu milletin yüreğindedir, duasındadır” dedi.

TÜRKİYE ARTIK IMF’YE MUHTAÇ DEĞİL”

Almanya’daki vatandaşlarla gurur duyduğunu kaydeden Başbakan Davutoğlu, “Sizler Avrupa’da bizim onurumuzun, vakarımızın temsilcileri oldunuz. Buraya tahta bavullarla gelen o Anadolu çocuklarının, Trakya çocuklarının, Mezopotamya’dan Fırat’ın, Dicle’nin kenarından gelenlerin, Rumeli’nin, Kafkaslar'ın çocukları sizler, tahta bavullarla gelenlerin çocukları bugün 100 bin işletme sahibi, 400 bin kişiye iş veriyor. 45 milyon euro ciro yapıyor” diye konuştu.
Başbakan Davutoğlu, “Arkanızda gurur duyacağınız, güçlü, kudretli, şefkatli ve merhametli Türkiye Cumhuriyeti Devleti var. İşte bu bayrak başka bir onurla dalgalanıyor. Avrupa’nın her yerinde, dünyanın her yerinde dalgalanıyor. Sizler bu bayrağın hakkını veriyorsunuz, kimliğinizi koruyorsunuz. Avrupa’da attığınız her adımda kimliğinizle, vakarınızla atıyorsunuz. Onun için sizin kimliğinizin özünde Yunus Emre’nin güzel Türkçesi var. Mevlana’nın hoşgörüsü, aşkı, muhabbeti var, Hacı Bektaş-i Veli’nin ‘İri olun, diri olun’ deyişi var. Sizin kimliğinizde Ahi Evran’ın ‘Gönlünü, sofranı açık tut’ deyişi var. Aziz kardeşlerim. Sizlerden temel beklentimiz. Ne olursa olsun kıyamete kadar dilinizle, dininizle, inancınızla, örfünüzle, en önemlisi de Türkiye Cumhuriyeti ile gurur duymanızdır” dedi.
Türkiye’nin 53 yıl önceki Türkiye olmadığını anlatan Davutoğlu, Türkiye’nin artık IMF’ye el açan Türkiye olmadığını, Türkiye’nin kendi savunması için başka ülkelerin hiberlerine muhtaç olmadığını, artık bölünmüş yol olmadığı için kaza tehdidi ile karşı karşıya kalan bir ülke olmadığını söyledi.

MİLLETİMLE GURUR DUYDUĞUMU BM’DE AVRUPALILARIN, AMERİKALILARIN YÜZÜNE SÖYLEDİM”


“Güçlü ve kudretli Türkiye ile gurur duyuyor musunuz? Bu Türkiye’yi daha kudretli Türkiye yapmaya var mısınız? Yola çıkmaya hazır mısınız? O zaman yol hazır. Yol 1 Kasım. 1 Kasım’a yürüyor muyuz? 1 Kasım’da milli iradeyi hakim kılıyor muyuz? ” diye seslenen Davutoğlu, Suriyeli mültecilere 4 yıldır yuvaların, aşın paylaşıldığını belirterek, “New York’ta BM oturumlarında, ikili görüşmelerde söyledim. Avrupalıların, Amerikalıların yüzüne söyledim. Milletimle gurur duyuyorum dedim. 2 milyon kardeşi geldiğinde tek bir ırkçı gösteri göstermeyen, yabancı düşmanlığı göstermeyen, bağrını açan milletimle gurur duyuyorum dedim. İşte kimlik budur” dedi.
100 bin kişinin Avrupa’ya doğru hareket etmesinin ardından ‘Avrupa kıtası Hristiyan kıtasıdır Müslümanların burada ne işi var’ diyenlerin çıktığını aktaran Davutoğlu, “Biz ise kapımıza gelene Müslüman mısın, Hristiyan mısın diye sormadık. Arap mısın, Türkmen misin diye sormadık. Kürt müsün, Sünni misin diye sormadık. Tek bir soru sorduk insan, insan ve insan” dedi.
Şeyh Edebali’nin ‘İnsani yaşat ki devlet yaşasın’ sözlerini hatırlatan Davutoğlu, “Bizim devletimiz insani yaşatmak için var. Bizim milletimiz insan onuru için var. Kim nerede bir zulümle karşılaşırsa bilsin ki Anadolu onun ana diyarı gibi helal yurdu olacaktır” ifadelerini kullandı.

“SIRTINDA BİR ŞEYİ OLMADAN GELEN KARDEŞLERİNİZE BAĞRINIZI AÇIN”

Almanya’nın cesur bir karar verdiğini kaydederek Merkel’i tebrik eden Davutoğlu, “Kim mazluma kucak açarsa yanındayız. Kim zalimle iş birliği yaparsa karşısında olduk, karşısındayız. Sizlere bir görev düşüyor. Anadolu’nun irfanından beslenen kardeşlerim. Alevi, Sünni, Türk, Kürt ayrımı yapmadan, aynı çorbaya kaşık sallayan, aynı vatana hasretini duyan kardeşlerim sizlere sesleniyorum. Suriyeli kardeşlerim Avrupa’ya, Almanya’ya geldiklerinde siz de onlara bağrınızı, yüreğinizi, kalbinizi açın. Onlara insanlık dersi verin. Çünkü onlar başları sıkıştığında yönlerini bize doğru dönmüşlerdi. Kahramanmaraş, Gaziantep istiklal için işgal orduları ayağa kalktığında Halep de onlarla dua etmişti. İdlib onların yanındaydı, Lazke, Haseke onların yanındaydı. Şimdi de biz onların yanında olacağız. Kim ne derse desin. Çevre ülkelerde bir zulüm varsa Saddam’ın Kürt kardeşlerimize yaptığı gibi geçmişte ya da Miloseviç’in Boşnak kardeşlerimize, Kosova’da Arnavut kardeşlerimize yaptığı gibi. Kim kime zulmederse tarihi dostluğumuz, kardeşlerimiz olanlara bağrımızı açtık, açmaya devam edeceğiz. Sizlerden de Avrupa’da her bir köşesinde 53 yıl önce tahta bavullarla buraya gelen babalarınız, dedeleriniz gibi bugün ayağında ayakkabı olmadan, sırtında bir şeyi olmadan gelen kardeşlerinize bağrınızı açın” ifadelerini kullandı.
Mültecilere sahip çıkılması gerektiğini ve bu konuyu BM’de ele aldıklarını kaydeden Davutoğlu, “Ama bunu konuşurken arkamızda hiç şikayet etmeyen nüfusun neredeyse yüzde 54’ünü barındıran Kilis vardı, Gaziantep destanını yazan Antepliler vardı, bütün bu unsurları barındırarak kardeşlik diyarı olan Hatay vardı, peygamberler diyarı Şanlıurfa’nın merhametli insanları vardı” dedi.

ENTEGRASYONUN NE DEMEK OLDUĞUNU GELSİN HERKES SİZDEN ÖĞRENSİN”

Almanya’da yaşayan Türk vatandaşlarının Almanlarla iç içe yaşayarak entegrasyonun ne demek olduğu öğrettiğini kaydeden Başbakan Ahmet Davutoğlu, “Asimilasyonun değil ama entegrasyonun ne demek olduğunu gelsin herkes sizden öğrensin. Almanya’nın her tarafında 3 buçuk milyon kardeşimiz Avrupa’nın en az 5 ülkesinden daha büyük bir nüfusla Avrupa’nın merkezindesiniz. Almanya’da bu ülkenin, bu kıtanın kaderi yazılırken sizlerle yazılacak” diye konuştu.
Gurbetçilerin Türk ve Almanya arasında dostluk köprüsü olduğunu belirten Başbakan Davutoğlu, “Bugün iki Almanya’nın birleşmesinin 25. yıl dönümü. Almanya’nın milli günü, ulusal günü. Dost ve müttefik Almanya’ya bir kez daha buradan selamlarımı sunuyorum. Bir kez daha buradan tebriklerimi ifade ediyorum. Sayın Merkel’le de ayrılmadan önce görüşeceğiz. Tebriklerimi ifade edeceğim. Almanya’nın huzuru, Almanya’nın içinde yaşaman çok kültürlü hayatın bekası bizim için önemli. Yabancılığa, ırkçılığı, İslamofobi’ye karşı Almanya’da çok kültürlülüğün, eşit vatandaşlık haklarının, Türkiye ve Almanya arasında çifte vatandaşlığa dayanan o köklü bağların daha da tahkim edilmesini istiyoruz” dedi.
AK Parti’nin 13 yıl içinde Türkiye’de sessiz devrim gerçekleştirdiğini kaydeden Davutoğlu, “Sağlıkta, eğitimde, savunma sanayinde her alanda, ulaştırmada, tarımda, turizm de dünyanın en önemli ülkeleri arasında girmiş olan Türkiye’nin bu anlamda, bu devrimine imza atan AK Parti kadroları başta sayın Cumhurbaşkanımız olmak üzere önümüzdeki dönemde de inşallah Türkiye’nin yükselişine öncülük edecek kadrolardır” şeklinde konuştu.

SORUMLULUK ÜSTLENDİĞİMİZ ALANLARA BAKIN BİR DE ANA MUHALEFETİN TAKİP ETTİĞİ ÇİZGİYE”

“Türkiye’de yaşanan devrime şahit misiniz? Bu devrimin daha güçlü adımlarla cumhuriyetimizin 100. yılına kadar aynı hızla devam etmesinde var mısınız? Yola çıkmaya var mısınız?” diye seslenen Davutoğlu, “Hep beraber 100.yıla doğru küresel güç Türkiye’ye yürümeye var mısınız? Dünyanın ve Avrupa’nın yükselen yıldızı Türkiye’yi daha da tahkim kılmaya var mısınız? İşte 7 Haziran seçimleri sonrası yaşananlara gelin hep beraber bakalım. 7 Haziran seçimlerinde yüzde 41 gibi yüksek bir oy oranına rağmen maalesef parlamentoda 4 partinin varoluşu ile birlikte tek parti hükümeti kurma imkanımız olmadı. O gün partimizin balkonundan, demokrasi platformu haline gelmiş partimizin balkonundan yaptığım konuşmada şunu söyledim; 'Milletimiz hiçbir kaygı duymasın. Biz bu ülkeyi yönetim boşluğuna düşürmeyiz. Milli iradeye saygı duyarız ama ülkede bir an, bir saniye dahi boşluk oluşmasına izin vermeyiz'. Bakın 3-4 ay geçti. 1 Kasım’a doğru yürüyoruz. Bizim sorumluluk üstlendiğimiz alanlara bakın bir de ana muhalefetin takip ettiği çizgiye. Daha seçim sonuçları ilan edilir edilmez CHP bir blok tartışması başlattı ve dedi ki; ‘AK Parti karşısındaki blok bu seçimi kazanmıştır’. Blok siyaseti ile milleti kutuplaşmaya teşvik ettiler. Aynı gece sayın Bahçeli bu kez ‘Biz hiçbir hükümet formülünde yokuz’ dedi. Hemen ertesi gün, HDP’li yetkililerin bir kısmı neredeyse halkı silahlanma çağrısı ile ayaklanmaya davet etti. Bakın bir yerde blok siyaseti vardı biz ona karşı birlik siyaseti dedik. Bir parti hayır siyaseti dedi. Koalisyona hayır dedi, seçime hayır dedi. Ne dediysek, ne teklif ettiysek hayır dedi biz ona karşı millet ne diyorsa ona evet dedik. Başımızın üstündedir milletin iradesi dedik. Bir başka parti terör siyasetini gündeme getirdi. Biz ona karşı huzur siyaseti dedik. Birileri puslu havayı seven çakallar, Türkiye’ye pusu kurmak için bekleyenler 20 Temmuz günü bir düğmeye basmışçasına hareket ettiler. Sizlerin bunları merakla beklediğiniz için bu gelişmeleri sizinle paylaşmak istiyorum. 20 Temmuz günü, Ramazan bayramının 4.günü, bayram sevincini daha yaşamamışken tam olarak, Suruç’ta IŞİD denilen terör örgütü, dinimizi lekeleyen terör örgütü, 32 canımızı katletti. Birileri bir düğmeye basmışlar. Aynı gün bölücü terör örgütü Adıyaman’da bir askerimizi şehit etti. DHKP-C denilen örgüt İstanbul sokaklarında gösteri yapmaya kalktı. Ertesi gün 2 polisimiz uyurken evlerinde şehit edildi. Şöyle düşündüler. 13 yıllık başarı hikayesinden sonra AK Parti kadroları tek parti iktidar olamamak dolayısıyla tereddüt eder, yavaşlar diye düşündüler. Bilmiyorlar ki bizim yüreğimizdeki bu ülke aşkı hiçbir şekilde ne duru ne yavaşlar” ifadelerini kullandı.

IŞİD, PKK, DHKP-C TÜRKİYE’YE SAVAŞ İLAN ETMİŞTİR, HADDİNİ BİLDİRECEKSİNİZ”

“23 Temmuz’da yaptığımız güvenlik zirvesini müteakiben bütün güvenlik birimlerime, askerimize, polisimize, istihbaratımıza tek bir talimat verdik” diyen Başbakan Davutoğlu, “Madem ki bu terör örgütleri IŞİD, PKK, DHKP-C Türkiye’ye savaş ilan etmiştir. Hepsinin haddini bildireceksiniz. Hepsinin tuzak kuran, tuzaklarını başlarına parçalayacaksınız. Ve nitekim o günden bu güne kadar kararlı bir mücadeleyi sürdürüyoruz. Ondan sonraki 3 gün içinde aynı gece IŞİD’in Suriye’deki barınakları, birtakım karargahları yerle bir edildi. Bölücü terör örgütünün Kuzey Irak’taki barınakları, sığınakları yerle bir edildi. Türkiye’deki bütün bölücü terör örgütlerinin unsurları göz altına alındı. Şimdi de şehirlerimizin etrafında olup da bu şehirlerimize baskı oluşturan ne kadar illegal yapı varsa hepsini tek tek sökecek. Türkiye’nin her santimetre karesinde kamu düzenini kesin olarak ihdas edeceğiz. Bu operasyonumuzun adını huzur ve demokrasi operasyonu koyduk. Huzur dedik çünkü Türkiye’nin doğusu ile, batısı ile kuzeyi ile, güneyi ile her köşesinde huzur egemen kılacağız. Demokrasi dedik çünkü o günlerde sırtımızı ‘Terör örgütüne dayadık’ diyen bir partinin eş başkanı, o günlerde şimdi silahlı ayaklanma vaktidir diyen aynı partinin milletvekilleri bir denemeyi, geçen sene Kobani olaylarını bahane eden bu yaklaşım karşısında net bir iradeyle demokrasiyi bulmak zorunda. Bunlar demokratik seçimlerle milletvekilli seçildiler ama demokrasiyi hazmedemedikleri için terör örgütü ile iş birliğine yöneldiler” açıklamasını yaptı.

“KİMSE BİZE KARŞI BLOK SİYASETİ OLUŞTURMAYA KALKMASIN”

“Huzurumuzu da koruyacağız, demokrasimizi de koruyup seçim güvenliği içinde 1 Kasım’da yeniden sandıklara gideceğiz” diyen Davutoğlu, konuşmasını şu şekilde sürdürdü:
“Biz, Türkiye Cumhuriyeti Devleti vatandaşlarının her birini aziz, her birini bütün özgürlükleri korunması gereken eşit vatandaşlar olarak görürüz. Bu operasyonlarda kesenlikle muhatap alınan, bu operasyonlarla bir anlamda huzur ve demokrasi gerçekleştirmek için muhatap alınan kitleler bizim vatandaşlarımız, masum insanlar değildir. Terör ile mücadeleyi çözüm süreci, milli birlik kardeşlik projesi, demokratikleşme çabalarıyla bir bütün içinde görüyoruz. Demokratik kazanımlarımızdan bir santim daha geri adım atmayacağız. Herkes bunu bilsin. Türkiye’de herkes hangi etnik kökene, hangi mezhebe hangi dini geçmişe sahip olursa olsun, kendi örfünü, kültürünü, anlayışını, yaklaşımını, lehçesini, dilini özgürce koruyacak, kullanabilecek. Ama bu temeller üzerinde ülkemizi bölmeye kalkışanlar olursa o zaman da Türk, Kürt, Sünni, Alevi hep beraber dimdik ayağa kalkacağız ve bu ülke bölünmez diyeceğiz. Bu millet parçalanmaz diyeceğiz. 12 Eylül’ün, 28 Şubat’ın, anti demokratik uygulamaları ayağımızın altındadır ama yanı şekilde terör örgütlerinin bütün uygulamaları da ayaklarımızın altında kesin bir mağlubiyete muhatap olacaktır. 1 Kasım’a giderken, terör örgütlerinin başlattığı mücadele ortadayken, Türkiye’de bir kriz ortamı gerçekleştirmek isteyenler varken, dünyada küresel ekonomik kriz varken gelin ülkenin sorunlarını beraber tartışalım dediğimiz muhalefet partilerinden umduğumuz beklediğimiz cevabı alamadık. CHP ile son derece medeni koalisyon görüşmeleri yaptık. Bu görüşmelerin en büyük faydası seçimlerden sonra blok siyaseti deyip, bloklaştırıcı bir dil kullanan CHP’nin bu dilden uzaklaşması oldu. Umarız bir daha bize karşı dönüp de blok oluşturmaya kalkmazlar. Bilsinler ki ne blok oluşursa oluşsun o bloku aşar milletle buluşur geleceğe yürürüz. Blok siyaseti dediler bizim dışımızda meclis siyaseti seçmek istediler. Ama AK Parti her birini bağrımıza basıp, alnında öptüğümüz 258 kardeşimiz de bir AK Partiliyi İsmet Yılmaz’ı meclis başkanı seçti demek ki blok siyasetinin faydası yok. Bir daha kimse bize karşı blok siyaseti oluşturmaya kalkmasın. Yine aynı şekilde bu gelişmeler içinde MHP, sayın Bahçeli götürdüğümüz her teklife hayır dedi. Gelin koalisyon kuralım hayır, gelin erken seçime birlikte gidelim, hayır, gelin geniş bir reform hükümeti kuralım, hayır. Her şeye hayır dedi. Çünkü sorumluluk almaktan çekindiler. CHP ve MHP de olağanüstü bir anlamda geçiş hükümeti kurma kararı aldığında sayın cumhurbaşkanımız 23 Ağustosta, koalisyonlar mümkün olmadığında bu hükümete bakan olarak milletvekili vermeyeceklerini ilan ettiler.”

ONARIM DEĞİL, HAMLE HÜKÜMETİ KURMAK İSTİYORUZ”

Davutoğlu, CHP ile koalisyon kurulamamasının asıl nedenini eğitim ve dış politika olduğunu kaydederek, “Özellikle eğitim ve dış politikada politikalarımızın yüzde yüz zıt olduğunun kendilerince ifade edilmesidir. Ama sevindiğim bir husus var. Sayın Kılıçdaroğlu geçen seçim kampanyasında mültecileri Avrupa’daki bazı ırkçılara benzer şekilde Avrupa’ya göndermekle tehdit ediyordu. Şimdi Suriyeli kardeşlerimize insani yaşamdan bahsediyor. Bu ilerlemeyi de herhalde koalisyon görüşmelerine borçludur. Takdir ediyoruz. Bu insani tutumu takdir ediyoruz. Umarız bir daha böyle mazlumlara kapı gösterilmez de gönül açılır. Ne bedel olursa olsun gönül açanların yanında Allah’ın Nusret’i bereketi vardır. Yüreğini kapatanların karşısında ise bu tarihin hesap sorması var. Ama CHP ile medeni şekilde yürüyen koalisyon çabaları netice vermedi. Çünkü yeni hükümeti onarım hükümeti gibi tanımlamaya kalktılar. Halbuki biz 13 yıllık dönemin sonunda onarım değil, hamle hükümeti kurmak istiyoruz. Yeni bir hamle hükümeti kurmak istiyoruz. 12 yıllık birikim üzerinde daha yücelere , daha yükseklere yürümek istiyoruz. Koalisyon kuramadık. İstikşafi görüşmeler neticesinde bu olmadı. Ama anayasal bir zorunluluk olan anayasa hükümetine niye bakan vermediler. Niye milletvekillerine baskı yaptılar. MHP’den bu anayasal görevi dirayetle, cesaretle kabul edip mektubumuza ‘Evet ben hazırım, ben bu görevi üstlenirim’ diyen sayın Tuğrul Türkeş çıktı bir tek. Halbuki anayasa diyor ki bu hükümet cumhurbaşkanının verdiği, başbakanının tespit ettiği isimlere teklif götürür. Teklifimiz açıktı, gelin beraber 1 Kasım’a yürüyelim. Dediler ki hayır. Neden biliyor musunuz? Bunlar sorumluluk almaktan korkarlar. Bunlar muhalefet yapmaya alışıklar da iktidar olup herhangi bir karar almaya cesaretleri yok. Terörle mücadele yürürken onlar genel merkezlerine kapandılar. Biz bir gün Diyarbakır’da bayram namazı kıldık, öğleden sonra da Yüksekova’da askerlerimizle, halkımızla beraberdik. Diyarbakırlı yiğitlerle beraberdik. Allah onlardan razı olsun. Teröre karşı duran Diyarbakır’daki bayram namazında bizimle buluşanlardan Allah razı olsun. Sonra Dağlıca şehitlerinin, arkadaşlarının yanına gittim. Dediler ki ‘Oralarda çatışmalar var gitmemiz risklidir’. Riskli olabilir, askerlerimizin olduğu yere bir Başbakan olarak ben gitmezsem bu makam haram olsun dedim” açıklamasını yaptı.

HDP’DE DE DAĞ BASKISI VAR”

Muhalefetin ülke sorumluluğu almak için bakan koltuğuna oturmaktan dahi kaçarken gece gündüz çalıştıklarını belirten Davutoğlu, “Hem terörle mücadele yürüttük hem terör örgütlerinin baskısı altındaki Doğu’daki, Güney’deki kardeşlerimizle buluştuk” ifadelerini kullandı.
Davutoğlu, muhalefetin kaçtığını kaydederek, “Biz ise meydana çıkacağız. Hem siyaset meydanlarına hem miting meydanlarına. Halkla buluşmaya geliyoruz, kardeşlerimizle buluşmaya geliyoruz. HDP iki bakan verdi. 2 bakan 1 ay sonra takriben istifalarını verdi. CHP ile MHP’de mahalle baskısı vardı, bakan olmamak için. HDP’de de dağ baskısı var. Mahallesinden korkan, dağdan korkan milletle yol yürüyebilir mi? İşte biz Allah’tan başka kimseden korkmadık. Milletten başka kimseye güvenmedik. Onun için en zor şartlarda her zaman millet bize destek verdi. 1 Kasım’a AK Parti bakanlarının da olduğu ama içinde Beril Hanım gibi bağımsız bakanlarımızın da olduğu bakanlarımızla gidiyoruz. Biliyorum kulaklarınız Türkiye’de, her şehit acısı sizin yüreğinizi yakıyor. Ama bilin ki yürümekte olan huzur ve demokrasi operasyonu bütün hedeflerine birer birer ulaşıyor ve terör örgütleri bulundukları yerlerde yaptıkları hesaplarla birlikte birer birer bertaraf ediliyor” dedi.

“23-26 TEMMUZ’DA KUZEY IRAK’TA 450 HEDEF YERLE BİR EDİLDİ”

Davutoğlu, 23-26 Temmuz tarihleri arasında 3 günde Kuzey Irak’ta 450 hedefin yerle bir edildiğini belirterek konuşmasına şu şekilde devam etti:
“Bugünlerde bütün Doğu’da, Güneydoğu’da ve bütün şehirlerimizde milletimizin huzuruna kim kast ediyorsa onların cevabı veriliyor. Ama aynı zamanda da milletimizi buluşturmak için hep birlikte, demokratik, özgürlükçü, yeni bir Türkiye’ye yürümek için seçimlere gidiyoruz. Çok basittir seçimlerde hedefimiz. Türkiye’de demokrasiyi bir daha hiçbir şekilde tehdit edilmeyecek şekilde tahkimat altına almak, insan haklarını korumak, her türlü özgürlükleri korumak, Avrupa’da ne özgürlük varsa o özgürlüğü yaşanır kılmak. Kim hangi siyasi düşünceye, yaşam biçimine, hayat tarzına mensupsa istediği şekilde bunun yaşanmasını sağlamak, ülkemizi bir barış diyarı yapmak. Çevremizde 5- 6 ülkede çöken devlet yapılarına inat Suriye’de, Irak’ta, Ukrayna’da, Yemen’de, Lübnan’da, Libya’da çöken devlet yapıların karşı Türkiye Cumhuriyeti Devletini milleti ile birlikte aziz ve kudretli kılmak. Birileri Türkiye’yi de aynı akıbetle karşı karşıya bırakmak isteyebilir. Onların karşısındaki en büyük gücümüz birliğimizdir, dirliğimizdir, kardeşliğimizdir.”

BAŞBAKANDAN MÜJDELER

Başbakan Davutoğlu, 5 ay içinde 10 taahhütten 6’sının gerçekleştiğini, 3‘ünün de yasal düzenlenme gereği olduğunu, yasal düzenlemenin hazırlandığını ve Meclis açılınca hayata geçeceğini, 1’inde de mevzuat düzenlemelerinin hızla ilerlediğini kaydetti. Davutoğlu, “THY’nin 2 ila 9 kişi arası yüzde 20 indirim uygulaması başladı. Bugünden itibaren bilet satışları başladı. 1 Kasım’dan itibaren de uygulama başladı. O günden itibaren bilet alanlara indirim yapılmaya başlandı” dedi.

Yurt dışından getirilen araçların kalış süresinin 2 yıla çıkarılması ile ilgili gerekli düzenlemelerin yapıldığını belirten Başbakan Davutoğlu, araçların kalış süresinin 2 yıla çıkarıldığını belirtti. Mobil cihazların kalış süresinin 4 katına, 1 ay değil 4 aya çıktığını, mevzuat düzenlemelerinin yapıldığını kaydeden Davutoğlu, yurt dışında okuyan öğrencilere lisans için 500, yüksek lisans için 750, doktora içim bin, doktora sonrası için ise bin 250 euro burs verilmesini uygulamasının başlatıldığını duyurdu. Ahmet Davutoğlu, gençlik köprülerinin yaygınlaştırılması ile ilgili olarak ise, başkonsoloslar toplantısında talimatın verildiğini, daha iddialı bir hedef ortaya konarak hayatı boyunca Türkiye’ye gelmemiş tek bir Türk gencinin kalmaması talimatını verdiğini söyledi.

Başbakan Davutoğlu, Türkçe’nin korunması için Almanya merkez olmak üzere Avrupa’nın her yerinde anaokulu ve kreş açılacağı müjdesini vererek, ilk doğumda 300 lira (çeyrek altın), ikinci doğumda 400 lira, üçüncü doğumda 600 lira ödenmesi uygulanmasına başlandığını da açıkladı. Dün akşam saatlerine 263 bin 865 kişiye bu ödemenin yapıldığını kaydeden Davutoğlu, doğum hediyelerinin Almanya’daki bankalara yatırılması ile ilgili talebin yapıldığını ve bununla ilgili talebin de verileceğini açıkladı. Çocukların evlendirilmesi için açılan her hesaba yüzde 20 devlet katkısının teminat altına alındığını belirten Başbakan Davutoğlu, hedefin bütün bu uygulamaların Türkiye’de bir sonraki dönemde hayata geçirilmesi olduğunu aktararak, yarın açıklanacak seçim beyannamesinde bunun izlerinin açıklanacağını bildirdi.

Yurt dışında boşanma, miras işlerinde söz konusu olan tanıma davalarının kolaylaştırılması sözü verildiğini kaydeden Davutoğlu, hukuki bir süreç olduğu için işlemlerin devam ettiğini belirtti. 3 konuda ise yasaların hazırlandığını ve Meclis'e gönderildiğini açıklayan Davutoğlu, dövizli askerlik bedelinin 6 bin eurodan bin euroya inmesi için yasanın hazırlandığını, yurt dışında yaşayan vatandaşların pasaport harçlarının 217 eurodan 100 euroya düşmesi için de yasanın hazırlandığını kaydetti. Davutoğlu, seçilme hakkı kapsamında yurt dışının 86. bölge olması ile ilgili yasal sürecin başlatıldığını duyurarak, bu yasaların şu ana kadar yapılamamasının nedeni olarak ihmalin değil, hükümet kurulamadığı için Meclis'in çalışmaması sonucu bu uygulamaların 2 Kasım’a kaldığını belirti.

EMEKLİLERE MÜJDE

Türkiye’de borçlanarak emekli olan vatandaşların sosyal güvenlik anlaşmalarından kaynaklanan bütün sorunların aşılacağını belirten Başbakan Davutoğlu, yurt dışında emekli olanlarla Türkiye’de emekli olanlar arasındaki farkın kaldırılıp emekliliklerin aynı imkanlardan faydalanmasına zemin hazırlanacağını duyurdu. Ustalık ya da bir meslekten diploma almış vatandaşların diploma denkliklerin Türkiye’de tanınacağını açıklayan Davutoğlu, dolayısıyla buradaki mesleklerini Türkiye’de icra edebileceklerini açıkladı.

Yarın açıklanacak seçim beyannamesinde söz verilenlerin yapılacağını kaydeden Davutoğlu, diğer partilerin bu sözü veremediklerini çünkü iktidar olma ümidi taşımadıklarını belirterek, “Siyasi hayat içinde hükümete katılma şansını bir kez anayasal hükümeti kurduğumuzda bulacaklardı. Onu da kendi ellerinde reddettiler. Ama biz millet ihtiyaç içindeyken, ülkede hükümet boşluğu olabilir mi diye bir kaygı içindeyken bu emaneti aldığımızda hakkını veririz” dedi.

Yorum Yaz

Doğrulama Kodu
Yorumlar

Malatya Platformu

Malatya Hava Durumu

malatya hava durumu malatya hava durumu

Site İstatistikleri [05.07.2017'den beri]

Çevrimiçi Ziyaretçi : 9
Bugün : 682
Bu Ay : 14416
Toplam : 23674

Son Eklenen Firmalar

Büyük Otel

FİRMA DETAYI

Hayat Hastanesi

FİRMA DETAYI

Park Hospital

FİRMA DETAYI

Çapa Tarım

FİRMA DETAYI

Çınar Koleji

FİRMA DETAYI

Lojman Taksi

FİRMA DETAYI
Haber Scripti: KayısıNet - Malatya Web Tasarım | Hosting Yer Sağlayıcı: MiTelekom