İslam Ülkeleri ve Gelecek Perspektifleri

İslam ülkelerinde halk desteğinden yoksun Batı’nın desteğiyle ayakta duran azınlık iktidarlar ülkeleri yönetmektedir. Bu şartlarda İslam’ın yeryüzü için öngördüğü ilkelerin gerçekleşmesi zor görünmektedir.

İslam Ülkeleri ve Gelecek Perspektifleri Malatya Kültür-Sanat

BİLSAM tarafından düzenlenen “Geleneksel Kültür Kuşağı Konferanslar Dizisi” nin bu haftaki konuğu “İslam Ülkeleri ve Gelecek Perspektifleri” konusuyla Prof.Dr.Hayri KIRBAŞOĞLU idi. Malatya İl Özel İdare  Salonu’nda düzenlenen konferans yoğun bir katılımla gerçekleşti.

Katar’dan döndükten sonra ilahiyata sahip sekiz ilde yapacağı toplantıların ilkini dinamik bir düşünce iklimine sahip Malatya’da BİLSAM’ın davetlisi olarak yapmaktan memnuniyet duyduğunu ve İslami bir müzakere olarak nitelediği konuşmasını  Prof.Dr. Hayri KIRBAŞOĞLU İslam Dünyası ifadesinin pratikte ne kadar gerçek olduğunu sorgulayıp  İslam Dünyası’nı siyasi,sosyo-kültürel ,uluslar arası ilişkiler  ve bilim-sanat ve kültürel gelişmişlik düzeyi açısından değerlendirdiği  konferansına  şöyle devam etti:

“21.Yüzyılda yaşayan Müslümanlar olarak İslam Dünyası’nın konumu hepimizin derdidir.Bu,hepimizin kardeş olmasıyla alakalı bir durum olmasından ziyade gezegenimizin geleceğiyle ilgili bir meseledir.Müslümanın küresel düşünmesi artık bir mükellefiyet halini almıştır.Müslümanların pasif olması bu gezegenin de sonunun gelmiş olması demektir.Batı Medeniyeti’nin karşısında hem teorik hem de pratik olarak durabilecek tek medeniyet İslam Medeniyeti’dir. İslam küresel bir olgu ve fenomen haline gelmiştir.Bu  nedenle  müslümanın da küresel gerçekleri göz önüne alarak hareket etmesi gerekmektedir.

Ümmet,  ortak bir  hedef etrafında toplanan bilinçli topluluktur.Günümüzde iki ümmetten bahsedebiliriz:Siyasi, kültürel ve askeri bir güç olan ABD ile ortak çıkarlar doğrultusunda ortak çözümlere hareket edebilen Avrupa Birliği’dir. İslam Dünyası’nın ortak bir hedef etrafında toplanarak bir ümmet olduğunu söylemek zordur. Çünkü İslam Dünyası/İslam Ümmeti’ni oluşturan 57 ülkenin arasındaki siyasi-sosyal –kültürel –ekonomik ve askeri bağlar gevşektir.

İslam Dünyası üç kıtaya dağılmış, dağınık ve zengin bir çoğrafyaya oturmuş canlı bir gelenek olarak varlığını sürdürmektedir. Bu canlı geleneği sürdürme söylemindeki  ülkeler  üç tür siyasi duruş sergilemektedir:

 -Batı’ya bağlı siyaset yapanlar

 – Direniş eksenli siyaset yapanlar     

 -Tarafsız ülkeler

İslam  ülkelerinde halk desteğinden yoksun Batı’nın desteğiyle ayakta duran azınlık iktidarlar ülkeleri yönetmektedir. Bu şartlarda İslam’ın yeryüzü için öngördüğü ilkelerin gerçekleşmesi zor görünmektedir Maalesef İslam Ümmeti İslam’ın müşahhas bir hali değildir..Müslümanların iradesi, Emevilerden günümüze değin gelen itaat kültürünün de etkisiyle, tam olarak yönetime yansımamaktadır. %99  olan halk  %1 olan yönetimi denetlemeye başlayınca İslam Ümmetinin kaderi değişecektir. İslam Dünyası sosyal adaletin olmadığı bir sistemle yönetilmektedir.Milliyetçi ve mezhebi çatışmalar yaşamaktayız.Birbirimize sağlam bir şekilde bağlanmış bir sosyal dokumuz yoktur.İslam Dünyası’nın sosyal dokusu birbirlerini tanımadıkları için zayıf ve parçalanmaya müsait durumdadır. Bu nedenle Batı bu coğrafya üzerinde sürekli harita değişiklikleri yapmakatadır.

İslam Dünyası’ndaki ülkeler bilimsel bilgi ve teknoloji üretememektedirler.Tarım merkezli bir ekonomiye bağlı olarak hayatlarını sürdürmektedirler. Dünyadan en çok silah alanlar İslam ülkeleridir ve bu ülkelerin orduları halklarına karşı konuşlandırılmıştır. Neo-colonial dönemde siyasi yönetimler kullanılarak halklar kontrol altında tutulmaktadır.Ayrıca yine bu dönemde tüketim çılgınlığı da Müslümanlara yerleştirilmeye çalışılmaktadır.Böylece ekonomik açıdan esir alınmış bir toplum manzarası ortaya çıkarılmaktadır.

Batı’nın  bir ayda ürettiği bilgiyi müslümanlar bir yılda üretememektedir.İslami ilimler konusunda bile Batı ile mücadele edemeyecek durumdayız.Bazı İslam ülkelerinde canlılık olsa bile bunlar bireysel kalmaktadır.Bir bütün olarak Batı kadar canlı değiliz.

İnsani değerleri içeren küresel tınılarımız yok. Ayrıca Holywood’a İslam Dünyası olarak bir alternatif üretmediğimiz sürece Batı’nın tahakkümünden kurtulamayacağız.

Türkiye’de en büyük sorunumuz müslümanların dünyevileşmesidir. Müslümanların büyük bir bölümü  “Uhud’un okçuları” gibi davranmaktadır Aramızdaki görüş ayrılıklarının kardeşliğe ve dostluğa engel olmaması gerekmektedir.Bağımsız ;etnik/mezhep/meşrep üstü;bir İslam anlayışının önünde  yönetici tabaka, halk islamı,küresel egemenler, öğrenilmiş çaresizlik, ümitsizlik-ilgisizlik ve bilgisizlik gibi engeller vardır.Bu engeller Müslümanları başarısız kılan sebeplerdir.

İslam’ın öngördüğü ümmet perspektifine yönelmek, bunun önündeki engellerle mücadele etmekfarklı ülkelerde olsak da ortak hedeflerimiz olmalı. Bunun için de diğer Müslüman kardeşlerimizi yakından tanımalıyız. Müslümanların birbirlerini tanımaları için brbirlerini tanımaları gerekmektedir. Ümmet olmanın gereği olan yakınlaşma sadece siyasi diplomasiyle sağlanamaz.Ümmet arasında atılan siyasi adımların sivil diplomasi ile güçlendirilmesi gerekmektedir.Çünkü iktidarlar arasındaki ilişkiler geçicidir fakat halklar arsındaki ilişkiler kalıcıdır.

Müslümanlar olarak insanlığa demokrasiden daha iyi bir yönetim/yönetişim biçimi sunmak zorundayız.Bu yüzden  Şura’yı tavsiye niteliğinde kararlar alan bir kurul olmaktan çıkarıp-ki Hz.Peygamber uyguladığı  18  şuradan da çıkan kararlara boyun eğmiştir- herkesi bağlayan kararlar alan yönetim mekanizmasına dönüştürmemiz gerekmektedir.

İslam coğrafyasında Müslümanlar ezici bir çoğunluktadır fakat başka unsurlar da bu coğrafya içinde barınmaktadır. Bu nedenle bir ortak bir alan oluşturarak uzlaşma kültürünü yeniden ortaya çıkarmamız gerekmektedir.Müslüman olmayanlarla da İslami ilkelere uygun olduğu sürece birlikte hareket edebiliriz.Çoğulcu, sosyal adalet temelinde işleyen bir sisteme ulaşmamız lazım.Emr-i bil ma’ruf nehyi anil münker temelli emeği merkeze alan adil bir vergi sistemimizin olması gerekmekedir.Çünkü devletin adil olduğunun göstergesi vergidir.

Muhalefet eden bir kültüre ihtiyacımız var.

Ehl-i kitaptık ümmi olduk.Kitapları mehcur bıraktık.Toplumların okuması gerekmektedir.Sanat dinin ikiz kardeşidir.Sanatı metalaştıran,insani ve vicdani boyuttan uzaklaştıran anlayışla mücadele etmek gerekmektedir.  

İslam Dünyasında üretilen kitap sayısı Batıda üretilen kitap sayısının onda biridir.

Yenilikçi bir İslam Düşüncesi’ne ihtiyacımız var.Geleneği tekrar eden  küresel güçlere yenildi.Bağımsız bir zihin yapısıyla hareket edersek ancak küresel bir güç olabiliriz.

Programın sonunda Prof.Dr. Hayri Kırbaşoğlu kitaplarını imzalarken ayrıca kendisine günün anısına plaket ve kayısı takdim edildi.

Yorum Yaz

Doğrulama Kodu
Yorumlar

Malatya Platformu

Malatya Hava Durumu

malatya hava durumu malatya hava durumu

Site İstatistikleri [05.07.2017'den beri]

Çevrimiçi Ziyaretçi : 6
Bugün : 635
Bu Ay : 18296
Toplam : 27554

Son Eklenen Firmalar

Büyük Otel

FİRMA DETAYI

Hayat Hastanesi

FİRMA DETAYI

Park Hospital

FİRMA DETAYI

Çapa Tarım

FİRMA DETAYI

Çınar Koleji

FİRMA DETAYI

Lojman Taksi

FİRMA DETAYI
Haber Scripti: KayısıNet - Malatya Web Tasarım | Hosting Yer Sağlayıcı: MiTelekom