Nefeside Kredili Alıyoruz

Yanımızdan hiç ayırmadığımız o plastik kartların sonuçları, intiharlara ailelerin yok olmasına kadar gidiyor. Sosyal bir sorun haline gelen kartlarla, vatandaş borç batağı içindeyken nasıl bir çıkış yolu bulabiliriz?

Nefeside Kredili Alıyoruz Türkiye-Dünya

Hiç düşündünüz mü kredi kartı hayatımıza girmeden önce nasıl yaşıyorduk?

Madeni olarak basılan ilk paralar, zamanla kâğıda ve günümüzde ise artık plastiğe dönüştü. Küçük bir plastik kart hayatımıza ve alış veriş dünyamıza o kadar dahil oldu ki, yaşantımızın vazgeçilmezleri arasında yerini aldı. Ay başını getiremeyen vatandaş, küçücük bir kartın arkasına sığınarak harcamalar yapmaya devam ediyor. Cüzdanlar da bu plastik kartlarla dolu. Birinden para çekip öteki karta ötekinden para çekip diğer karta aktarılarak bu devran dönmez. Artık kredi kartları çılgınlığa dönüştü.

Günümüzde nakit kullanan kimse kalmadı. Mutfak alış verişleri bile kredi kartından geçiyor. Bankalar şartsız koşulsuz kredi kartlarını gönderiyor vatandaş harcıyor. Senin olmayan parayı harcamak eğlenceli ama sonunda dağ kadar borçla gelen ekstre insan hayatını mahfede biliyor.

Cezbedici kredi kartı, kredi reklamları ballandıra ballandıra tüketiciye sunuluyor zaten geçimini zor sağlayan vatandaş kendisi için bir çıkış yolu ararken yine bu döngünün içine girip kendi hayatını ailesinin hayatını karartabiliyor... Peki suç kimde?

İşlem kolaylığı ve pratiklik sağlayan kredi kartları, bankalar için müşteri sağlama ve kazanç elde etmede önemli bir argüman olduğunu söyleyen Adalet ve Hukuk Derneği'nin Basın Komisyonu Başkanı Avukat Ramazan Kerpeten sözlerine devam etti;

"Piyasalar ve bankalar için vazgeçilmezlerden olan kredi kartları, tüketiciler için de büyük bir ödeme kolaylığı. Bu kadar kolay işlem yapılabilen yerde bir de risk var, o da; sanki bedavadan alış veriş yapıyormuşçasına pervasızca harcamada bulunmak. Burada çözüm yine birey olarak tüketiciye düşüyor, bireyin otokontrolüne…

Bankalar, işlemler üzerinden kâr elde etmek için alabildiğince çok kredi kartı müşterisi bulmaya çalışıyor. Serbest piyasa ekonomisinin gereği… İnsanların, tüketicilerin de serbest iradesi var, bir kredi kartı sahibi olup olmama hususunda. Kart sahibi olmak suç değil, birisini kart sahibi yapmak da suç değil. Suç; o kart ile alış veriş yapıp da günü gelince o borcu ödememekte…
Siz kartla alış veriş yaparken banka sizin adınıza borçlanıyor. Vakti gelince de bu borcu belli bir kâr payı ile istiyor. Tüketici, bütçesini aştığında, yani ayağını yorganına göre uzatmadığında o zaman dananın kuyruğu kopuyor işte… Bu noktada yapılacak olan tüketim konusunda ve bütçe hususunda insanımız çocukluğundan itibaren bilinçlendirilmeli ve eğitilmeli" dedi.

NÜFUSUN YARISINDAN FAZLASI KREDİ KARTI BORÇLUSU

Türkiye'de banka kredilerinin hızla artması, çeşitlenmesi ve kredi alma koşullarının kolaylaşmasıyla, nüfusun yarısından fazlasının bankalara borçlu olduğunu vurgulayan Kerpeten,
"Kredi kartı borçlarını ödemeyenlerin sayısında gün geçtikçe büyük bir artış yaşanıyor. Şirketler ve vatandaştan oluşan kredi müşterisi sayısı itibarıyla 40 milyonu geçti, bankalara olan kredi borcu yarım trilyon liraya yükseldi. Kara listeye girenlerin sayısı ise 2012 yılının Ekim ayına kadar 600 bine ulaşmıştı ve toplamda 2,3 milyon vatandaşımız da icra takibiyle karşı karşıya. Aileleri ile birlikte düşündüğümüzde etkilenen sayı 10 milyonu geçiyor!

Bu artışın önemli bir nedeni de Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu'nun yeni uygulaması. BDDK'nın yıl içinde üç kere kredi kartı dönem borcunun yüzde 50'sinden azını ödeyenin kartlarını nakit çekimine kapatması, borçlu sayısının patlamasına neden oldu. 2011 toplamında 301 bin kişi olan kredi kartlı borçlularının sayısı da 2012'nin henüz ilk yedi ayında 393 bin kişiyi geçmişti" dedi.

BANKA HER ŞARTTA KAZANAN OLUYOR!

Daha önceki uygulamalarda karşılıksız çeklerde hapis cezaları olduğunu ayrıca icra takibinde ödeme taahhüdünde bulunulduğunda, bunu yerine getiremediğinde taahhüdü ihlalden de hapis cezaları verildiğini belirten Kerpeten devam etti;

"Yeni düzenlemelerle birlikte ekonomik suçlardaki bu tür cezalar kaldırıldı, dolayısıyla da artık hapis cezaları yok. Borçlu olanlar rahat bir nefes almıştır ama çekin caydırıcılık gücü azaldığı için, buna bağlı bazı problemler de doğmadı değil. Aynı şekilde kredi kartları için de herhangi bir hapis cezası söz konusu değil.

Bankalarda bir alacağın tahsis edilmemesi bankalara çok dokunmuyor çünkü onu zarar olarak gösterip vergilerden düşüyorlar. Mesela 10 bin TL kredi vermiş, faiz uygulayıp "15 bin TL zarara uğradım" diyor ve bunu vergiden düşürüyor. Bu durumda asıl kaybeden devlet oluyor. Her şartta kazanan banka. Önüne gelene kredi ve kredi kartı veriliyor. Bu konuda bir sınır ve kontrol olmalı. İnsanlarımızda bir tasarruf ve hesap bilincinin oluşturulması gerekir.

Bu da çok küçüklükte kazandırılması gereken bir donanım. Bu sağlanmadığı taktirde, bırakın bir ferdi, koca bir devlet bile iflas edebilir; AB üyesi olsa bile Yunanistan ve İspanya örneklerinde olduğu gibi… Bankaların hesapsızlığı yüzünden alt üst olan İzlanda da ibretlik bir örnek!" dedi.

SOSYAL PROJE OLARAK BAKANLIK EL ATMALI

Kart alımında sınırlamalar getirilmesi, limitlere dikkat edilmesi gerektiğini İsveç gibi bazı Kuzey ülkelerinde halkı bilinçlendirmek adına programlar yapıldığını bir örnekle anlatan Kerpeten şöyle devam etti;

"Lyxfallan", yani Lülks Tuzağı. Bu programda kredi batağına saplanmış insanlara gidip yardım ediyorlar. Yardım derken, gidip de, "Ne kadar borcun varsa al parayı, git hepsini öde gel!" demiyorlar. Öncelikle o aileden tam bir vekalet alıyorlar, onlar adına her türlü işlem yapabilmek için. Ayrıca o aile, onların izni ve imzası olmadan hiçbir işlem yapamıyor. Türkiye'deki durum itibariyle, yarı kısıtlı hale geliyorlar. Bizde de bunun kısmen uygulaması var. Sonra bu programda o ailenin bütün borçları ve gelirleri ortaya konularak bir ödeme planı çıkarılıyor. Ona göre bir harcama bütçesi ve gün gün aile takip ediliyor.

Televizyon programında ailenin geçirdiği evreler ve atlattığı badireler gösteriliyor. Taksitlendirmede ve ödeme kolaylığı noktasında ilgili kurumlarla görüşülüyor. Çok faydalı bir program. Bir kere buna benzer programlar ülkemizde de artmalı ve model olmalı, teşvik olmalı, halkımızın bilinçlenmesine vesile olmalı.

Aile ve Ekonomi Bakanlıkların bu meseleye bir sosyal proje olarak da el atması lazım. Zira bir çok aile yıkılmakta. Borç batağı içerisinde insanlar köle durumuna düşüyor. Ruhunu şeytana satma noktasına gelen Faust gibi… yoksa sadece yasalar yapmakla bu iş pratikte hallolmaz. Bu noktada ilgilileri göreve çağırıyoruz " dedi.

Tuğba Gömeç'in haberi Haber7

Yorum Yaz

Doğrulama Kodu
Yorumlar

Malatya Platformu

Malatya Hava Durumu

malatya hava durumu malatya hava durumu

Site İstatistikleri [05.07.2017'den beri]

Çevrimiçi Ziyaretçi : 12
Bugün : 830
Bu Ay : 3033
Toplam : 3033

Son Eklenen Firmalar

Büyük Otel

FİRMA DETAYI

Hayat Hastanesi

FİRMA DETAYI

Park Hospital

FİRMA DETAYI

Çapa Tarım

FİRMA DETAYI

Çınar Koleji

FİRMA DETAYI

Lojman Taksi

FİRMA DETAYI
Haber Scripti: KayısıNet - Malatya Web Tasarım | Hosting Yer Sağlayıcı: MiTelekom