Vali Saran Malatya'yı Anlattı

Malatya'nın gelişimi ve değişimi için önemli projelere imza atan Valisi Doç. Dr. Ulvi Saran, yürüttükleri çalışmaları makamında ağırladığı Haber7 ekibine anlattı.

Vali Saran Malatya'yı Anlattı Malatya Haber

Haber 7 kanalı ekibi Malatya'da, Malatya valisi ile yaptığı röpörtajda, birçok konu anlatıldı. İşte röpörtaj;

 Malatya'nın gelişimi ve değişimi için  önemli projelere imza atan Valisi Doç. Dr. Ulvi Saran, yürüttükleri çalışmaları makamında ağırladığı Haber7 ekibine anlattı.

 
TARIMIN GELİŞİMİ İÇİN TEKNO KENT KRURULDU
 
Malatya’da 80 civarında büyük çaplı projeyi bizzat yürüttüğünüz öğrendik. Neler yapıyorsunuz bizlere bilgi verir misiniz?
 
Evet şehrimiz için çok önemli projeler yürütüyoruz. Bunları zamana yaymış durumdayız ve bir an önce tamamlamak ve halkımızın faydalanacağı alanlara dönüştürmek için çok yoğun bir çaba sarfediyoruz. Mesela Türkiye’de bir ilki oluşturacak tarım tekno kenti kuruyoruz. Biliyorsunuz tekno kentler Türkiye’nin özellikle sanayi alanındaki üretimini bilimsel araştırmalar ve geliştirmelere dayandırmak üzere, daha nitelikli sanayi ürünleri üretmesini sağlamak ve uluslararası rekabette yer alması için oluşturuldu. Türkiye’de şu anda yaklaşık 50 civarında tekno kent var. Bunlar üniversiteler bünyesinde kuruldu. Bu tekno kentler esasen her türlü amaç için kullanılıyor. Çok fonksiyonlu, karma fonksiyonlu tekno kentler olarak kuruldu. Hemen hemen her işi yapıyorlar. Ama her işi yapan kurumların hepsi işlerini çok iyi yapabilir anlamına gelmiyor. Yazılım, bilişim, kimya, nano teknoloji gibi. Esasında tekno kent bünyesinde ve işlevleri içerisinde yürütülmesi gereken tarım faaliyetleri var. Tarım da diğer tekno kentlerin bünyesinde yer alıyor. Biz tarımın onlardan ayrılması gerektiğini düşündük. Çünkü her işi yapıp da hiç birini çok iyi yapamamaktansa içlerinden bazılarını ayırarak bunlara odaklanmak suretiyle ihtisas tekno kenti kurmak gerekiyor. Tarımda tek başına ele alınıp yürütülmesi gereken bağımsız konulardan bir tanesidir hatta en başta gelenidir. Bu manada Türkiye’de 50 ye yakın çok fonksiyonlu karma tekno kent vardır. Ama hemen hemen tarım ve gıda alanına odaklanmış bir tekno kent yoktur. Galiba GAP bölgesinde bir çalışma yönetiliyor. Ama biz bayağı mesafe kat ettik.
 
Bu tekno kentle neyi amaçlıyorsunuz?
 
Tarım Türkiye’nin en önemli stratejik açığının bulunduğu alanlardan bir tanesi. Tarım dünyada geleceğin önemli sektörlerinden stratejik önemi olan sektörlerinden bir tanesi. Bilimsel araştırmaya, geliştirmeye dayalı olarak yürütülmesi gereken bir alan. Özellikle tohum konusunda dünyada tarımın gelişmesine önem veren ülkeler var. Biz de bir tarım ülkesiyiz ama bu konuda çok da gelişmiş olduğumuz söylenemez. Bu nedenle Türkiye’de gelecekte tohumculuk fidecilik ve bio teknoloji alanında dışa bağımlı olmaması için kendine yeterli olması hatta teknoloji ihraç edebilecek duruma gelebilmesi şart. İhtisas yapısı içerisinde belli bilimsel araştırmaları geliştirmeleri yapan ileri teknoloji kullanımını öngören ve bu bağlamda yüksek katma değerli ürünler üreten bir organizasyona ihtiyacı vardı. Biz bunu değerlendirerek burada boş durmakta olan 3500 dönümlük bir araziyi tahsis ederek Türkiye’nin ilk tarım tekno kentini kurmak üzere kolları sıvadık.
 
Projeyi bizzat siz mi yürütüyorsunuz? 
 
Kuruluşuna valilik olarak öncülük yapıyoruz. Bu yapı içerisinde TİGEM yer alıyor, TAGEM yer alıyor birde Ankara Üniversitesi Ziraat Fakültesi yer alıyor. Malatya’da TİGEM ve TAGEM’in kuruluşları var. TİGEM’in 14 bin dönüm yeri var. Buğday ekiliyor. Bunları bir araya toplayarak 18 – 20 bin dönümlük bir arazi tahsis etmek suretiyle tarım kentini kurduğumuz zaman şöyle olacak. Tekno kentlerde devlet bir takım laboratuarlar, araştırma ofisleri ve idari üniteler kuruyor. Firmalara veriyor. Firmalarda oraya geldikleri zaman bölgede nitelikli bir kalkınma ortamı oluşturuyorlar. Hem de bilimsel araştırma geliştirme yapmak kaydıyla, yaptıkları deneme, araştırma, bilimsel incelemeler v.s. gibi çalışmalar sonucu ürettikleri ürünlerden bir takım veriler alınıyor. Dolayısıyla hem ulusal hem de uluslararası alanda bir çekim gücü oluşturuyor. 
 
Bizim amacımız Türkiye’de ilk defa bir araziyle birlikte bir tekno kenti değerlendirmek. Buraya gelecek olan şirketlere bilimsel araştırmaya dayalı üretim yapan şirketlere hem laboratuar araştırma ünitesi ve ilave ofisler vereceğiz hem de ihtiyaçlarına göre üretim yapacağı araziler vereceğiz. Proje çok ilgi uyandırdı,  Müracaatımız şu anda Sanayi Bakanlığı’nda onaylanmayı bekliyor.
 
Burada ki amaç Türkiye’nin ileri teknoloji üretimindeki açığını kapatmak ve yeni ürünlerin üretilmesini sağlamaktır.
 
4 BİN KİŞİYİ İŞ SAHİBİ YAPAN PROJE
 
Geçmişte büyükşehirlere göç vermiş illerden biri de Malatya? Bu göçü durduracak bir hamleniz oldu mu?
 
Göreve geldiğimizde el attığımız konulardan biri de buydu. Mesela Malatya’da tekel depoları vardı. Tekel’in özelleştirilmesi sonucu 40 bin metrekare kapalı alan depo boşa çıktı. Buraları il Özel İdare kurumundan devraldık. Devraldıktan sonra işletmeleri buraya davet ettik. Bakım ve tamir çalışmalarını yaptık. Bazı bölümler yüksek tavanlıydı asma katlar çıktık. Profesyonel tekstil atölyelerini çok ucuz paralarla tahsis etmeye başladık. İlgi yoğun oldu. Bu kuruluşlarda 4000 yeni işçi istihdam ettik.
 
EN ÖNEMLİ GÖREVİMİZ ÇEVREYE SAYGI
 
Çevre konusuna büyük önem veren bir mülki idare amiri olarak HES projesi ile ilgili düşünceleriniz nelerdir?
 
Aslında Türkiye’nin rutininde yer alan bir konu. Gelecekte bir enerji açığıyla karşı karşıya kalacağız. Potansiyel kaynaklarımızı kullanarak enerji üretimi imkânlarını değerlendiremezsek gelecekte ciddi bir enerji sıkıntısı yaşayacağımızı söyleyebiliriz.
 
Her ne kadar her yerden su fışkıran ülke konumunda görünsek de su yönünden fakir bir ülkeyiz. Suyumuz var ama parça parça… Dağ vadilerinde ve kurak bölgelerde doğadaki canlılara ve eko sisteme hayat veriyorlar. Su kaynaklarından istifade etmek amacıyla nerede bir su akıyorsa bunların tamamı hidroelektrik santrali yapılmak üzere kullanılıyor. Şimdi bu konuyla ilgili diyelim ki bir vadide bulunan su oradaki canlı ve mikroorganizmalara biyoloji otlara bitkilere canlılık sağlıyor. Bu suyun tamamını ya da yüzde 90’ını enerji üretmek amacıyla mecrasından ayırarak bir kanalın içerisine hapsediliyor. Hal böyle olunca o suya bağlı olarak hayatını sürdüren canlılar yok olma tehlikesiyle karşı karşıya kalıyor. Konuyla alakalı bilimsel tespitler kuralları belirlemiş. Diyor ki bir yerde akmakta olan suya bağlı olarak yaşamını sürdüren eko sistemin ne kadar suya ihtiyaç hissettiğini belirleyen kurallar var. İşte bu suyun ne kadarı kullanılacak ve ne kadarı da diğer canlıların kullanımına bırakılacak? Bu oran nedir?
 
Suyun aktığı yerde ki hayatın devam etmesi için çok iyi bir fizibilite çalışması yapılmalı. Bilimsel metotlar diyor ki HES kurulabilmesi için suyun bulunduğu bölgede hiçbir hayat emaresi olmasa bile suyun kaynağında tamamının en az yüzde 10 u bırakılacak diyor. Ama yapılan uygulamada en az yüzde 10 ibaresini görenler canlıların yaşadığı bölgede bile en az oranı bırakıyor. Halbuki Türkiye’de benim fikrime göre yüzde 30’dan aşağı olmamalıdır. Biz bu oranı Malatya için yüzde 35 olarak belirledik ve uyguluyoruz. Suyun 3’te birini bırakmayan santrallere müsaade etmiyoruz. 
 
Malatya’da kaç hidroelektrik santrali var?
 
Şehrimizde 30 civarında hidroelektrik santrali var. Daha çok su kullanalım, daha çok üretelim, daha çok kazanalım mantığı olunca kantarın topuzu kaçıyor. Biz buna elimizden geldiği ölçüde engel oluyoruz, olmaya çalışıyoruz.
 
Suiistimaller var mı bu konuda?
 
Vilayetlerimizdeki otoritelerin çok dikkatli olması lazım. Çevre ile ilgili çalışmaları yürüten yetkililerin, Devlet Su İşleri’nin bu konuda çok dikkatli olması gerekmekte…  Şöyle bir ikilemle karşı karşıya kalıyoruz. Çevresel bir sorumluluk ve eko sistemi koruma zorunluluğu var.  Bir de ileride karşılaşılacak enerji açığı sorunu var. Bu konuda birini diğerine tercih etmek durumunda değiliz. Hiç birini sıkıntıya sokmadan denge içerisinde ikisini de götürebiliriz. Doğal olarak hem enerjiyi üretmek hem de çevreyi koruma zorunluluğumuz var. Çevreye az veya çok, zarar vermeyelim… Malatya olarak bu konuda hissiyatımız var ve koruyoruz.
 
DAĞ TAŞ DEMEDİ AĞAÇ DİKTİ REKORTMEN ŞEHİR OLDU
 
Basından öğrendiğimize göre Malatya ağaç dikme rekortmeni bir ilimiz. Malatya 3 yıldır bu konuda birinciliği kimseye bırakmıyormuş.
 
Evet doğrudur. Valiliğimizin yürütmekte olduğu erozyonla mücadele çalışmaları var.  Bazı yerlerde Çevre ve Orman Bakanlığı doğrudan lokal noktalara ağırlık veriyor. Fakat Malatya Valiliği öncülüğünde yapılan erozyonla mücadelede ağaçlandırma çalışmaların da Malatya 2009 ve 2010 yıllarında birinci oldu. 2011’de de birinciliğimizi sürdürüyoruz. Şurada göreceksiniz bu konuda Sayın Başbakan'ımızın imzaladığı bir belge var.
 
Kaç adet ağaç dikildi?
 
Şimdiye kadar 5 milyon fidan ve meşe palamudu dikildi. Yapılan araştırmalar doğrultusunda çok kurak şartlarda idamesi çok zor şartlarda bu çalışmalar yapıldı, yapılıyor. Malatya’da yağış düzeyi çok düşük. Bir de biz toprak olmayan alanlarda bu çalışmalar yaptık. Bey Dağları’nın şehre bakan yamaçlarında o kayaları iş makineleri ile kazarak fidanlar diktik. Toprak olmayan yerlere fidan dikilecek çukurlara aşağıdan toprak taşıdık. Her bir fidana ulaşacak su sistemleri oluşturduk. Sulama havuzları kurduk. 700 metre yukarıya motorlarla su basıyoruz.
 
Teşbihte hata olmazsa taşta ağaç yetiştiriyorsunuz!
 
Evet. Bey Dağı şehrin önemli bölgelerinin eteklerine yaslandığı yer. Dışarıdan bakıldığı zaman Bey Dağı’nın kurak görüntüsü dikkat çekiyordu. Malatya halkı yeşil örtüden yoksun kel dağlara bakıyordu. Zaman zaman “niye burada ağaç dikilmiyor?” sorusu soruluyordu. Biz de bu kayalık zemini kırarak ağaç fidanlarını diktik. En büyük korkumuz yaz ayında yaşanabilecek kuraklıktı. Fidanlarımızı toprakla buluşturduğumuz geçen yıl Malatya tarihinde eşine az rastlanır bir yağış rejimi görüldü. Bol bol yağış aldık. Diktiğimiz fidanlarımızın yüzde 95’i tutmuş vaziyette…
 
EN ÇOK KİTABIN OKUNDUĞU ŞEHİR
 
Yapmış olduğunuz etkinliklere halkın ilgisi nasıl? Özellikle gençlerin katılımını sağlayabiliyor musunuz? Malatya’da suç oranları ne durumda?
 
Malatya çok huzurlu çok güvenli bir yer. Terör olayları yok. Malatya’da kent kimliği çok güçlü, sorunsuz bir yer. Vatandaşlarımıza temel hizmet eşitliği sağlanıyor. Şehrimiz büyük gelişme içerisinde. Çok önemli çalışmalar yapılıyor.
 
Mesela kitap okuma kampanyamız var. Türkiye’de sistematiği ve içeriğiyle iddialı olarak söyleyebiliriz. Çok yüksek başarı oranını yakalayan bir kampanya gerçekleştirdik. Ortaöğretim ve üniversiteye hazırlanan öğrencilerinin katılımıyla ortalama bir eğitim döneminde yapılan araştırmaya göre 1 kitap okunurken biz bunu bir dönemde 14 kitaba çıkarttık. 145 bin öğrenci 2 milyonu aşkın kitap okudu. Eğitimi sırasında tüm bu yarış maratonu içerisinde kitap okuma faaliyetine giriştiler.
 
Bu nasıl sağlandı?
 
Öğrenciler sınıfta kendi aralarında, okulda sınıflar kendi aralarında, ilde okullar kendi aralarında tatlı bir rekabete girişti. Başlattığımız çalışma anlayacağınız tam bir okuma yarışına dönüştü. Biz bu yarışa heyecan getiren çalışmalarda yapıyoruz. Mesela en çok kitap okuma başarısını gösterenlere yıl sonunda ödüller veriyoruz. 
 
Ayrıca ailelerin katıldığı öğrenci velilerinin de katıldığı kitap okuma kampanyası var. Onlara da ödüller veriyoruz.  Cezaevinde de okuma kampanyası ve bir takım kurslar başladı. Suç oranları yüzde 75 oranında düştü. Cezaevinde ki gerilim ve huzursuzluk oranı dörtte üç oranında azaldı. Bu tür kampanyalarda bir emirle genelge halinde değil de sistematiğe bağlayarak kalıcı ve sürdürülebilir hale getirmek lazım. Biz bunu başardık.  
 
2010 yılının verilerine göre Türkiye’de yaklaşık 500 bin kahvehane var. Buna karşın 1430 civarında kütüphane var. Bunlardan bir kısmı da kapalı durumda… Maalesef bu ülkemiz için utanç vesilesi bir durum. Malatya’da halkın faydalanabileceği kütüphaneler var mı? Halk bu mekânları kullanıyor mu?
 
 
Var tabi. Fakat Türkiye’de kütüphaneye gitme alışkanlığı biraz farklı. Öğrenciler etüt yapmak için kullanıyor. Sakin ve sessiz bir ortamda çalışmak için kütüphaneler tercih ediliyor. Bizim sağlamaya çalıştığımız ise gençlerimize okuma sevgisini kazandırarak kişiliklerini geliştirmek. Bunun için çabalıyoruz. Esasında kitabında kütüphanede okunması gerekmiyor. Kişi kendisine bir müfredat gereği zorunlu tutulmadığı halde kitap okuyorsa hem eğitim açığını gideriyor hem de kişiliğini geliştiriyor. Malatya bu çalışmasıyla Guinness Rekorlar Kitabına da girdi. 
 
Şehrinizde töre cinayeti ve benzeri durumlar var mı?
 
Hayır bu gibi olumsuzluklar da yok. Malatya kültür ve algı seviyesi yüksek olan bir şehir. Bu tür olaylara mahal verilmiyor. 
 
Bunun yanında bizzat bizim kurduğumuz bir de Kayısı Akreditasyon Kurumu var. Yeni kuruldu. Kayısının dünya pazarlarında hak ettiği yeri alması için oluşturduk. Kayısının dalından başlayarak son aşamaya kadar toplanması, silkelenmesi, kurutulması, taşınması, muhafaza edilmesi, fabrikada işlenmesi, paketlenip ihraç edilmesine kadar sorumluluğu olan bir kuruluş. Yetiştiriciliği, bakımı, kalite ve hijyeni açısından denetleyecek bir mekanizma...
 
MALATYA KAYISISI GİBİSİ DÜNYADA YOK
 
"Dünyada Malatya kayısısından daha lezzetli bir kayısı yok deniliyor" doğru mu? 
 
Doğrudur. Nasıl? diye sorarsanız, doğası, atmosferin şartları ve toprak temel unsurlarıdır. Demek ki öyle bir çok bileşenli yapı var ki bölgede diğer illerde bu kadar kalitelisi yetişmiyor.
 
Örneğin dünyada kuru kayısı ihtiyacının yüzde 75’ini Malatya karşılıyor. Dünyanın birçok ülkesinde kayısı yetiştiriliyor. Fakat lezzet ve aroma olarak, kalite olarak hiç biri Malatya kayısısının yerini tutmuyor.
 
Ayrıca Malatya kayısısı dışında diğer kayısılar istenen düzeyde  kurutulamıyor. Bu yüzden dünyada ki kuru kayısı ihtiyacının yüzde 75’ini Malatya karşılıyor. Sadece baraj bölgesinde Elazığ kısmında bu kayısı türü yetişiyor. Başka hiçbir yerde yetişmiyor. Malatya kayısının başkentidir.
 
Bir de Malatya’da bir feribot gezintisi çalışmamız var. Karakaya Barajı üzerinde şehrimizde ağırladığımız misafirlerin buradaki tabii bölgelere su üzerinde seyahat ederek gezinti yapabilecekleri bir proje üzerinde çalışma yapıyoruz. Bu sayede suyun karşı tarafındaki Baskil bölgesine de rahatlıkla ulaşılabilecek ve oralarda gezinti imkanı bulunacak.
 
POLEMİKTE DEĞİL HİZMETTE
 
“Nemrut dağı Adıyaman’ın mı? Malatya’nın mı?” şeklinde yürütülen bir polemik var... Siz ne düşünüyorsunuz?
 
Nemrut Dağı'nın bir bölümü Malatya hudutlarında ama çoğunluğu Adıyaman sınırlarında… Bu çok önemli değil. Önemli olan şu her iki ilin de Nemrut’a ulaşımı sağlamak. Malatya’dan Nemrut Dağı’na çıkan bir kişi buradan Adıyaman’a geçemiyor. Aynı şekilde Adıyaman’dan Nemrut’a çıkan kişi de Malatya’ya geçmek istese geçemiyor. Tekrar geri dönüyor çok uzun bir mesafe katederek farklı bir yoldan buraya ulaşmak zorunda kalıyor. Bu konuda biz gerekli müracaatlarımızı yaptık. Taraflar da uzlaştı. Bu yol kısa bir zamanda yapılacak ve bu ulaşımı sağlamış olacağız.
 
MALATYA YERLİ VE YABANCI TURİSTLERİ BEKLİYOR
 
Malatya’nın çok eski bir tarihi var. Turizmde il olarak neredesiniz?  
 
Aslan Tepe Türkiye’nin birkaç arkeolojik sitesinden birisi. Türkiye’de biliyorsunuz  Çatalhöyük, Alacahöyük bir de Göbekli Tepe var. Bunlar bazı yönleriyle Türkiye’nin en önemli höyükleri. Burada şehre çok yakın olan Aslan Tepe şöyle bir özellik taşıyor. Anadolu’da ki en eski şehir devleti. M.Ö 6500 yıllarına kadar giden bir tarihi var. Tunç çağının yerleşim örnekleri var. Tabak, altın çağı, erken Hitit, geç Hitit, Roma, Bizans hepsinin izlerini görebiliyoruz orada. Anadolunun en eski şehir devleti. Saray kalıntısı var. Biyografik yapının oluşumuna ilişkin bulgular elde edildi. Bu bilinmiyordu. Biz orada bir Açıkhava müzesi yaptık. Çevre düzenlemesi yaptık. Anadolu medeniyetler müzesine giden aslanlar var Ankara’da… Onlar burada bulundu. Onların aynısını yaptırarak yerlerine koyduk. Rölyefler, aslan heykelleri ve kral heykelleri. Aslan Tepe iç ve dış turizme hizmet edecek önemli bir yer haline geliyor. Bir de dünyanın bilinen en eski kılıcı orada bulunmuş. Biz genellikle çevremizdeki önemli yerleri bilmiyoruz. Ama Aslan Tepe son dönemde günde birkaç otobüs ziyaretçi almaya başladı. Aslan Tepe de  Nemrut gibi Malatya’ya çok büyük katkı sağlayacak. Burada tarihi yapıları tek tek ortaya çıkartıyoruz. Selçuklu hanlarını, kervansaraylarını v.s. Mesela bir mezarlık kazısı yapıyoruz. Kırklar Mezarlığı… Battalgazi’de muazzam şeyler bulundu. Ahlat mezar taşları onlar ayakta ve yere yapışmış vaziyette, bunlar ciddi tarihi bulgular ortaya çıkartıyor. Bütün bunları restore ediyoruz. Battalgazi surlarını, hanları, tarihi yapıları restore etmeye başladık.
 
Malatya’da ziyaret gerçekleştirilebilecek dini mekanlar var mı?
 
Malatya’nın bir çekim alanı olması hasebiyle bir kültürel ağırlığı var. Mesela bu konuda Darende önemli bir merkez. Orada Osman Hulisi Efendi var. Ayrıca Somuncu Baba’nın türbesi var. Oraya yılda 300 bin civarında turist geliyor. Ayrıca orada çok güzel bir şelalenin ve  Tohma kanyonunun olduğunu söyleyebilirizi. Malatya biliyorsunuz Niyazi Mısri’nin memleketidir. Niyazi Mısri tasavvuf ve edebiyat alanında Türkiye’nin geçmişte ki en önemli isimlerinden bir tanesiydi. Malatyalı ve 20 yaşına kadar burada kalmış. Daha sonra çeşitli yerlerde Mısır’da falan okumuş. En son Limni’ye sürgün edilmiş. Orada vefat emiş. Biz Limni’ye gittik. Niyazi Mısri’nin anlaşılması ve tanınması için onlarda bize gelecekler. Bir Niyazi Mısri sempozyumu tasarlıyoruz. Niyazi Mısri ile ilgili Battalgazi’de onun manevi mirasını ifade edecek bir kültür merkezi, bir açık hava müzesi üzerinde çalışıyoruz.
 
Birkaç önemli noktaya vurgulayacağım. Mesela bizim çok güzel vadilerimiz var. Çok derin topografik yapısıyla vadilerimiz var. Mesela Levent Vadisi var. 200 m - 250 m ye kadar yükselen yükseklikler var.  Bu kayalıklar çok enfes. Kayalıklılarda mağaralar var. Kaya mezarlıklar var. Çok dikkat çekici bir vadi. Burada kayalık bir noktada seyir terası yapıyoruz. Türkiye’de ilk defa böyle bir şey yapılıyor. Yerden 200 metre yükseklikte dik bir kayalık düşünün… 90 derecelik, bunun ucunda  kısmen boşluğa uzanan  önü ve altı cam olacak bir seyir terası inşaatı devam ediyor. 150 kişinin oturup çay içebileceği, dürbünlerle mağaraları ve vadiyi izleyebileceği bir seyir terası olacak. Tohma Kanyonumuz var, Ozan Kankonu var. Oralarda rafting için çok elverişli. Çevremizde birçok turistlik yerler var. Mesela Kapadokya buraya yakın, Nemrut var Divriği var, ortada biz varız. Yani Malatya’dan Divriği’ne, Nemrut’a, Kapadokya’dan Nemrut’a ya da Kemaliye’den Nemrut’a giderken gezip görülebilecek yerler var. Bunun yanında Battalgazi’deki Silahtar Mustafa Paşa Kervansarayı Türkiye’nin en geniş alanı olan kervansarayı…
 
Şehrin içindeki tarihi dokuyu korumak için neler yapıyorsunuz?
 
Tarihi Malatya evlerini koruma altına aldık. Koruma uygulama denetim birimini kurduk. Şu anda 50’ye yakın noktada çalışıyoruz. Tek tek yapıları içli ve dışlı olarak restore ediyoruz. Ya da sokak sağlıklaştırılması biçiminde yenilemek istiyoruz. Şu anda 6 ayrı yerde sokak sağlıklaştırılması taşıma işlemi var. Bunları yeni nesillere geleneksel mimari örnekleri olarak  aktarmak üzere çalışmalarımız var.
 
Malatya’da eski Malatya evleri var. Doğal malzemeden yapılan Malatya evleri bunlar. Malatya’da kültürel geleneksel yapı unsurlarını bir arada barındıran mahalle dokusu içinde bir yer kalmamış. Bu İstanbul’da da kalmamış diğer illerimizde de pek kalmamış. Bunun nedeni hızlı kentleşmeyle geleneksel mimari dokunun süratle yok olması diyebiliriz. Halbuki kerpiç ahşap ve taştan yapılan evlerin korunması lazım. Malatya’da şehrin farklı farklı yerlerinde çeşitli yapılar bulunuyor. Oraları biz yıkılmaktan kurtarmak için biz harekete geçtik. Biz bunları tek tek restore ettiriyoruz. Buna rağmen sağlı sollu yan yana sokak bütünlüğü içerisinde eski Malatya evlerini görebileceğiniz bir yer yok. Turistler geliyor. “Bize eski Malatya’yı gösterin” diyor. Bu eksikliğimizi gidermek için eski Malatya’yı canlandırmak üzere bir mahalle oluşturuyoruz. Bu mahallemiz şehrimizin merkezinde tam kültür merkezimizin yanında… İnşaatı şu an başlamış durumda… Üç boyutlu animasyonu hazırlanmış vaziyette… Malatya evlerini ahşap taş ve kerpiçten inşa ediyoruz. Bu evler bitince her birine bir fonksiyon yükleyeceğiz. Malatya’da farklı farklı noktalarda yürütülmeye çalışılan el sanatlarını, geleneksel zanaatları, kültürel faaliyetleri burada toplayacağız. Alt katlarda müzik evi, resim evi, fotoğraf kulübü, çocuk kulübü, kütüphane, yapılan çeşitli el sanatı ürünlerinin satıldığı alanlar, kitap evi, etnoğrafya müzesi, buradaki folklorik unsurların sergilendiği yer, yerel lezzetlerin yenebileceği yerler, kıraathaneler vs… 
 
Evlerin üst katlarında da Malatya’mızın yetiştirdiği ünlüler adına birer hatıra evi yapmayı planlıyoruz. Turgut Özal Evi, İsmet İnönü Evi, Niyazi Mısri Evi, Kemal Sunal Evi şimdilik olmasını planladığımız isimler…
 
Şehri gezerken görmüş olabilirsiniz tarihi bir vilayet konağımız var. 1940'lı yıllarda yapılmış olan bina oldukça bakımsız durumdaydı. Bunun restorasyon çalışmasını başlattık. Aslına uygun olarak oranın yeniden imarını sağlıyoruz. İçinde bulunduğumuz bina İl Özel İdaresi'ne ait. Restorasyon bitene kadar vilayet merkezimizi buraya taşıdık. Haziran-Temmuz gibi yeniden tarihi binamıza taşınacağız.
 
Projeleri sponsor desteği ile mi yürütüyorsunuz?
 
Projeyi, Malatya İl Özel İdaresi, valiliğimiz ve kısmen Kalkınma Ajansı’nın desteği ile yürütüyoruz.
 
Böyle bir model de zannediyorum Türkiye’de bir ilk. Oluşturulmuş bir Malatya minyatür mahallesi… Tamamen geleneksel bir dokuyla  sıfırdan inşa edilen yer olarak ilk olacak. Şu an yapım çalışmaları devam ediyor. Malatya Uluslararası Film Festivalimizi gerçekleştirmiş olduğumuz salonumuzun hemen yan tarafındaki alanda bu projemiz devam ediyor. Subasmanlara kadar taş duvar üst tarafı ise kerpiç ve ahşaptan olan evlerimizle tarihi Malatya yeniden canlanıyor.
 
MALATYA BÜYÜKŞEHİR OLACAK
 
Büyükşehir olacak yerler arasında Malatya’nın da adı geçiyor. Bu konuda ne dersiniz efendim?
 
İnşallah Malatya büyükşehir olacak. Olmayı çoktan hak etti. Çok az bir nüfus eksiğimizden bahsediliyor. Bu sayı da tamamlanacaktır.
 
Başarılarınızın devamını diliyoruz. Bize vakit ayırdığınız için çok teşekkür ederiz.
 
Ben teşekkür ederim. Sizleri burada ağırlamaktan büyük mutluluk duyduk.
 
Son bir not: Ziyaretimiz sırasında bizden yardımlarını ve misafirperverliklerini esirgemeyen Malatya Valiliği Özel Kalem Müdür Yardımcısı Osman Ağır'a, Cumhuriyet İlköğretim Okulu Müdürü Hüseyin Sağlam Hocamıza, Malatya Valiliği Protokol Müdür Yardımcısı Bülent Çetinkaya'ya, Sinan Et Lokantası'nın sahibi Mehmet Saygı'ya ve Çevre ve Orman Müdürlüğü görevlisi Mustafa Göçer'e teşekkür ederiz.
 
HABER 7
Yorum Yaz

Doğrulama Kodu
Yorumlar

Malatya Platformu

Malatya Hava Durumu

malatya hava durumu malatya hava durumu

Site İstatistikleri [05.07.2017'den beri]

Çevrimiçi Ziyaretçi : 2
Bugün : 108
Bu Ay : 15538
Toplam : 24796

Son Eklenen Firmalar

Büyük Otel

FİRMA DETAYI

Hayat Hastanesi

FİRMA DETAYI

Park Hospital

FİRMA DETAYI

Çapa Tarım

FİRMA DETAYI

Çınar Koleji

FİRMA DETAYI

Lojman Taksi

FİRMA DETAYI
Haber Scripti: KayısıNet - Malatya Web Tasarım | Hosting Yer Sağlayıcı: MiTelekom