Kentsel Dönüşümde Seferberlik

Türkiye nüfusunun yüzde 30'u kaçak yapılarda yaşıyor. Kentsel dönüşüm yasasında, devlet vatandaşa yıkılacak binası için üç farklı teklif götürecek. Üç teklifi de beğenmeyen vatandaş dava açacak.

Kentsel Dönüşümde Seferberlik Malatya Yaşam-Sağlık

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın "İktidarımıza mal olsa da kaçak yapıları yıkacağız" diyerek düğmeye bastığı kentsel dönüşüm için hazırlanan yasanın ayrıntıları belli olurken, yasada depreme karşı hazırlık unsurunun ön planda olacak. Başta İstanbul olmak üzere tüm deprem hattındaki illerde depreme karşı kentsel dönüşümün nasıl yapılacağını belirleyecek yasanın adında da "Depreme karşı hazırlık" ifadeleri geçecek. Binaları, depreme dayanıklılık testinden geçemeyen ve "Acil yıkılması gerekir" grubuna giren ve devletin önerdiği 3 seçeneği de kabul etmeyen vatandaşlar hakkında Cumhuriyet Başsavcılığı'na suç duyurusunda bulunulacak. Devletin vatandaşa kamulaştırma için önereceği 3 seçenek yasada; "Evin devlete satılması", "Evin başka bir TOKİ konutları ile takas edilmesi (fark taksitle ödenebilecek)", "Yeni yapılacak konuttan daire verilemesi" olarak belirlenecek. Depreme karşı risk taşıyan binaların ivedilikle kamulaştırılmasını öngörecek yasanın hazırlık sürecinde önemli bir karar alındı. Yasanın, Kanun Hükmünde Kararname kapsamında çıkması için hükümetin elinde imkan olmasına rağmen Bakanlar Kurulu'na sunulması ve Meclis'ten geçirilerek yasalaştırılmasına karar verildi.

Yasa taslağının çıkarılması için çalışmalar hızla devam ederken, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı'nın ışıkları hiç sönmüyor. Bakanlıkta müsteşar, müsteşar yardımcıları, ilgili genel müdürlüklerin uzmanları ve hukukçulardan oluşan yaklaşık 30 kişilik bir ekip gece geç saatlere kadar çalışıyor.

 DÖNÜŞÜM İÇİN PROJESİ HIZLANIYOR

Başbakan Erdoğan kentsel dönüşüm projesi hakkında detaylar verdi. Yasal düzenlemeyle projeye hız kazandırmayı planladıklarını ifade eden Erdoğan, şöyle konuştu: "Tüm belediyelerimizle beraber ülke genelinde bu şekilde zemin etütlerinden tutunuz, depreme dayanıklılık vesaire bütün binaların bu incelemelerine varıncaya kadar ülke genelinde bu tür bir kentsel değişim dönüşüm projelerini de uygulamaya koyma gayreti içinde olacağız. Vatandaşlarımızın da bizleri anlayışla karşılayacağına inanıyorum."

 BELEDİYELER KATKI SAĞLAYACAK

Bakanlığın yasanın tüm taraflar tarafından desteklenmesi ve sahiplenilmesi için tüm il ve ilçe belediyelerinin katkı vermesi sağlanacak. Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar kentsel dönüşüm ve kamulaştırmanın işleyişi konusunda vatandaşın kesinlikle mağdur edilmeyeceğini ve 3 farklı öneri sunulacağını ifade ederken yasada üç öneriyi de kabul etmeyen vatandaş için özel bir madde olacak.  

NÜFUSUN YÜZDE 30'U KAÇAK BİNALARDA YAŞIYOR

Van'da meydana gelen depremin Türkiye'deki kaçak yapılaşmayı gözler önünde sererken, Tüm Mühendisler ve Mimarlar Birliği Platformu (TMMBP) Genel Başkanı Mimar-Ekonomist Remzi Kozal, Türkiye'de yaklaşık 4 milyon gecekondunun bulunduğunu, İstanbul'daki yapılaşmanın yarısını ise kaçak olduğuna dikkat çekti.

Geleceğimizi karartan çarpık kentleşmenin gecekondu ve gecekondulaşma olduğuna hatırlatan TMMBP Genel Başkanı Mimar-Ekonomist Remzi Kozal, "Bu kabus gibi kentlerimizin üzerine çöken ve deprem hasarının yüksel olmasının başlıca nedeni olan gecekondulaşmanın artık önüne geçilmeli. Bu konuda bütün belediyelere görev düşüyor.

Konut ihtiyacı olan düşük gelirli insanların buldukları boş topraklarda çok kısa bir süre içinde kendi imkanlarıyla yaptıkları derme-çatma evlere gecekondu diyoruz. Türkiye'de gecekondulaşma 1930'lu yıllarda başladı. Ama ası 2. Dünya Savaşı'ndan sonra köyden kente göçün hızlanmasıyla yoğunluk kazandı. 1966 yılında 775 Sayılı 'gecekondu' adını taşıyan ilk yasa çıkartıldı, bu yasa 1980'lerdeki düzenlemelerle siyasal amaçlı bağlantı oldu ve beklenen sonuç vermedi. Türkiye'de, 1953'te kaçak yapı 80 bin civarındayken, 1960'da 240 bin, 1970'te 600 bin, 1980'de ise 850 bini buldu. Bugün bu sayının yaklaşık 4 milyon dolayında olduğunu söyleyebiliriz. Türkiye genelinde nüfusun yüzde 30 kadarı kaçak inşa edilmiş binalarda yaşıyor. Bu oran, Ankara'da yüzde 70, İstanbul'da 60-65, İzmir ve Adana'da yüzde 50, Samsun ve Erzurum'da yüzde 40, Bursa ve Diyarbakır'da yüzde 30 dolaylarındadır. Ancak, Güneydoğu'daki göçün direkt etkilediği Diyarbakır ve Adana'da belirtilen oranlar yukarılara doğru çekilmektedir. Türkiye'deki kaçak yapıların; yüzde 33'ü İstanbul'da, yüzde 30'u Ankara'da, yüzde 12'si İzmir'de, yüzde 5'i Adana'da, yüzde 4'ü Bursa'da, yüzde 3'ü Samsun'da bulunuyor. Bugün İstanbul'da 2.5
milyon civarında bina bulunmaktadır. Bunun yaklaşık 1.3-1.4 milyonu imara aykırı, yani kaçak binalardır" dedi.

Gecekondulaşmanın başlıca nedenlerinin, kontrolsüz göç, hızlı nüfus artışı, hızlı kentleşme, planlama ve alt yapı yetersizliği, kaynak yetersizliği ile siyasetçi ve yöneticilerin yanlış yaklaşımları olduğunu ifade eden Kozal, "Gecekondulaşmanın önüne geçmek için göç, göçün kaynağındaki nedenleri ortadan kaldırılarak durdurulmalıdır. Ülke genelindeki insan hareketleri kontrol edilmeli ve göç kaynağında, yapılacak iyileştirmelere rağmen yine de göçmek durumunda olan insanlar belli bölgelere doğru planlı, programlı bir şekilde yönlendirilmelidir.

Özellikle İstanbul'un, Marmara bölgesinin göç almaması için, yaşadıkları yerlerden göçen insanları durduracak kalkan şehirler oluşturulmalıdır. Göçü, başka bölgelere yönlendirmek için yeni çekim merkezleri oluşturulmalı, salkım şehirler kurulmalıdır. Kızılırmak-Fırat ekseni bir çekim merkezi, bir cazibe ekseni olarak düşünülebilir. Türkiye yaşadığı depremden ders alarak İstanbul ve Marmara bölgesinde büyük kayıplara neden olacak facialarla karşılaşmadan, bu
bölgedeki insan ve ekonomik yoğunluğu yurt sathına yaymak zorundadır. Böylece doğal afetlerdeki kayıp riskini azaltmış olacaktır. Şehirlerin, gelişme bölgeleri ve hızları dikkate alınarak yapılaşmadan önce planları yapılmalı ve konut yapmak isteyen vatandaşlara sunulmalıdır.

Yeterince altyapısı hazır arsalar üretilmelidir. Talebin yüksek olduğu bölgelerde toplu konut projeleri devreye sokulmalıdır. Finans kuruluşlarının konut sektörüne yatırım yapması teşvik edilerek, inşa edilen konutlara vatandaşın kira öder gibi sahip olması sağlanmalıdır. Özetlersek, planlama her zaman işin başında yer almalıdır. Memleketimizde, bu güne kadar tersi yaygın olarak yaşanmıştır. Bu, bir noktada Türkiye'yi yönetenlerin bir eksikliğidir" diye konuştu. 

Planlanmayla ilgili İstanbul üzerinden örnek veren Remzi Kozal, şunları kaydetti:
"İstanbul ile ilgili bir örnek verirsek, bugün Haydarpaşa Limanı büyük ölçüde işlevini yitirmiş ve yeterli olamamaktadır. Yeni bir planlama ile Haydarpaşa Limanı'nın taşınmasını önerebiliriz. Buna bağlı olarak İstanbul'un nüfusunun 500 bin ile 1 milyon kişi kadar azalacağı hesap edilmiştir. Haydarpaşa Limanı yerine, Tekirdağ tarafına ve Karadeniz'de Kırklareli'nin İğneada ve İstanbul-Şile ile Sakarya-Karasu arasına, Ege Denizi- Saros ve Ayvalık körfezlerine yeni limanlar yapılabilir ve bunların karayolu bağlantıları yeterli hale getirilir ise, Hazar Denizi çevresindeki ülkelerden Volga ve Don nehirleri, Avrupa'daki birçok ülke ile de Tuna ve diğer nehirlerle Karadeniz'e su yolu ulaşımı sağlanmaktadır. Kirliliğinden etkilendiğimiz bu nehirler vasıtasıyla Karadeniz'de önerilen limanlarla hem daha çok ticaret yapmalı, hem de ulaşım imkanlarından yararlanmalıyız. Ege'den gelecek yüklerde bölge limanlarına yönlendirildiğinde, İstanbul boğazlarının yoğunluğu azaltılırken, bir taraftan da limanlanan yükler daha kısa mesafelerde taşınarak yerine ulaştırılmış olacaktır. Bu yapılanma, kara ulaşımı için de belli ölçülerde rahatlama sağlayacaktır.

Kara yollarındaki yükü daha da azaltmak ve potansiyelimizden yararlanmak üzere bir taraftan da, dünyanın çok gerisinde kaldığımız nehir ulaşımının başlatılması için yatırımlar planlanmalıdır. İstanbul dahilinde yer alan ve 100 kişiden daha çok insanın çalıştığı endüstri işletmelerini önerilen limanların yakın çevresine ve yeni cazibe merkezlerine taşıdığımızda, İstanbul'un
nüfusunun otomatik olarak 3-4 milyon kişi kadar azalacağı hesaplanmıştır. Böylece İstanbul'daki yığılma, dolayısıyla da gecekondulaşma kalkacaktır. Ancak yeni yerleşim bölgelerini çarpık yapılaşmaya imkan vermeyecek şekilde planlamak ve bu planları uygulamak zorundayız.

Gecekondulaşma bir diğer bakış açısıyla da, çoğunlukta ekonomik nedenlerle göçüp gelen insanların ürettikleri bir tür çözüm olarak görülebilir. Ancak, günümüz şehirciliğinde bu olguyu devam ettirmek mümkün değildir. Bugün için, artık süratle şehirlerimizi dönüşüm projeleri ile yenilemeliyiz. Mutlaka ve mutlaka planlı şehirleşmenin önü açılmalı ve şehirlerimiz insanlarımızın rahatça yaşayabileceği şekilde konuşlandırılmalıdır. Depremlere karşı güvenli bir şekilde yaşamak istiyorsak, başka çaremiz de yoktur."

Yorum Yaz

Doğrulama Kodu
Yorumlar

Malatya Platformu

Malatya Hava Durumu

malatya hava durumu malatya hava durumu

Site İstatistikleri [05.07.2017'den beri]

Çevrimiçi Ziyaretçi : 6
Bugün : 85
Bu Ay : 4111
Toplam : 4111

Son Eklenen Firmalar

Büyük Otel

FİRMA DETAYI

Hayat Hastanesi

FİRMA DETAYI

Park Hospital

FİRMA DETAYI

Çapa Tarım

FİRMA DETAYI

Çınar Koleji

FİRMA DETAYI

Lojman Taksi

FİRMA DETAYI
Haber Scripti: KayısıNet - Malatya Web Tasarım | Hosting Yer Sağlayıcı: MiTelekom